MUDANYA Gazetesi | www.mudanyagazetesi.com
Tevhide Türken

Yüce Önderimiz!

20 Aralık 2014, 15:09

Tevhide Türken


Atatürk’ün dar çerçeveli din anlayışına, din sömürücülüğüne taassuba ve yobazlığa karşı tavır aldığı, ulusumuzu bunlara karşı uyanık tutmak isteği açık seçik bir şekilde bunlara karşı olduğu anlaşılmaktadır. Bunun yanı sıra Atatürk’ün dinin pratiklerini yerine getirmeye de karşı olmadığı görevini aksatmamak kaydıyla herkesin dini vecibelerini dilediği gibi yerine getirebileceğini istediği de anlaşılmaktadır.

Bir gün Atatürk’ün yakın arkadaşı Necip Ali kendisine müşterek dostları Münir Hayri Egeli’nin namaz kıldığını söyler. Münir Bey’i sevmeyenler bu durum karşısında kovulacağını düşünürler. Ancak Atatürk onlara “Batmak üzere olan bir gemide bulunsanız, herhalde yetiş ya Gazi demez, Allah dersiniz. Bundan tabi daha ne olabilir” der ve Münir Bey’e de dönerek “Dünyadaki işlerine zarar vermemek şartıyla namazını kıl, heykelini yap, resimde. Çünkü çalışmakta ibadettir” cevabını verir.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yayınladığı aylık Diyanet dergisinin 2008 Nisan sayısında “Atatürk din ve din adamları” konusuna ayrılmış. Dosyayı hazırlayan Prof. Dr. Ali Sarıkoyuncu, Atatürk’ün din ve laiklik hakkındaki görüşlerinin en az bilinen ve en çok istismar edilen yönü olduğunu söylüyor. Atatürk’ün dini toplumsal hayattan çıkarmak ya da dinin özüne dokunmak gibi bir amacının olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Ali Sarıkoyuncu, Mustafa Kemal’in hurafelere ve din istismarına karşı olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Bu da din düşmanlığı değildir. Gerçek dindarlıktır. Bu sebeple laiklik asla dinsizlik olmadığı gibi Atatürk de dinsiz değildir” diyor.

Yazıda Atatürk’ün din adamlarına ve dini vecibelerini yerine getirenlere karşı son derece saygılı olduğu yaşanmış bir örnekle anlatılıyor. Prof. Dr. Sarıkoyuncu’nun anlattığına göre olay şöyle gerçekleşiyor.

Atatürk, 1930 yılında Fevzi Çakmak’la birlikte trenle yurt gezisine çıkar. Kompartımanında ülke sorunlarını konuşurlarken, bir Milletvekili içeri girip Atatürk’ün kulağına bir şeyler söyler. Atatürk’ün kaşları çatılır. Fevzi Paşa’ya dönerek, ‘Paşam lütfen, beni takip ediniz. Arkadaş bir haber getirdi inceleyelim’ der. Hep birlikte diğer vagona geçtiklerinde yüksek rütbeli bir subayın kanepe üzerinde namaz kıldığını görürler. Atatürk, Mareşal’e dönerek şöyle der: “Paşam, bu adam gammazcıyı işaret ediyor. Biraz evvel kulağıma gizlice bir şeyler söylediğini gördünüz. Bu adam muhafız kıtasına mensup yüksek rütbeli bir subayın namaz kıldığını gammazladı. Bu adam namaz kılmayı kendi aklınca suç görüyor. Durumu size göstermek için buraya kadar zahmet ettirdim” der. Atatürk, ilk istasyonda milletvekilini trenden indirir ve gelecek dönemde milletvekili seçilmesini de engeller.

Bir başka çarpıcı örnek de 1931 yılında yaşanır.

Bu tarihte, Türkiye Cumhuriyeti devleti kurulmuştur. Atatürk, Cumhurbaşkanıdır ama fikirleri değişmemiştir. İslam düşmanı bir şarkiyatçının Hz. Muhammet hakkında yazdığı bir kitabı tercüme eden bir yazar eserini Atatürk’e takdim eder. Kitap, iki cihan Serverini yakınlarının telkiniyle hareket eden sönük şahsiyetli bir derviş gibi göstermektedir. Atatürk kitabı inceledikten sonra tarihçi Prof. Dr. Şemsettin Günaltay’ı çağırır ve kitap hakkında fikrini sorar. Günaltay’ın cevabı, ele alınacak bir şey değil, bir facia olur Paşam. Atatürk, Günaltay’ın sözünü bitirmesini beklemeden yerinden fırlar ve yanında bulunan Başvekil İsmet Paşa’ya dönerek bu paçavrayı toplatın ve tercümeyi yapanı da devlet hizmetinde kullanılmamak üzere hükümet kapısından uzaklaştırın der. Bundan sonrasını Muhiddin Nalbantoğlu’nun kaleminden takip edelim:

Hazreti Muhammedi bana cezbeye tutulmuş, sönük bir derviş gibi tanıttırmak gayretine kapılan bu gibi cahil adamlar, onun yüksek şahsiyetini ve başarılarını asla kavrayamamışlardır. Hazreti Muhammed Uhut Harbi sonunda çevresindekilerin direnmelerini yenerek ve kendisinin yararlı olmasına bakmayarak galip düşmanı takibe kalkışmış olsaydı, bugün yeryüzünde Müslümanlık diye bir varlık görülemezdi.

 

Sevgili okurlarım. Bu alıntılar Ali Kuzu’nun 2013 Paraf Yayınları’ndan çıkan “Atatürk Din Düşmanı Değildir” kitabından olup, sizlerle de paylaşmak istedim.


11 Aralık 2014

Bu makale 2385 defa okunmuştur.

600 sayımızı e-gazete formatına okumak için tıklayın
Perihan Dirican Perihan Dirican
Beterin beteri var
Metin Aytürk Metin Aytürk
İşgal, Talan, Göz Yumma!...
Efraim Pala Efraim Pala
Şanlı Türk Milleti
Mehmet Aktoprak Mehmet Aktoprak
Zehir solumak istemiyoruz!
Tevhide Türken Tevhide Türken
Görmediğim şeye inanmam
Yavuz Gerçekçi Yavuz Gerçekçi
Başı H, sonu T!
Ömür Tantekin Ömür Tantekin
Fitneye susmak fitnedir
WhatsApp İhbar Hattı WhatsApp İhbar Hattı
Mudanya Müzeler Kenti olmalıdır
Metin Sezgin Metin Sezgin
Hoşgeldin Halaskarım! (3)
Yaşar Kılıç Yaşar Kılıç
Kaptan zeytin alınırsa ne olur?
Kaan Tuğracı Kaan Tuğracı
Yavuz Bey oğluma..!
Yavuz Başar Yavuz Başar
Aferin Milli Takım'a
Emin Küçük Emin Küçük
Kağıt fatura düzenlemede kapsam daralıyor
Volkan Biçer Volkan Biçer
Canım kasko

Tüm fotoğraflar

MUDANYA Gazetesi - 21/05/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 14/05/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 07/05/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 30/04/2020

MUDANYA Gazetesi -

İMSAKİYE 2020

İMSAKİYE 2020

MUDANYA Gazetesi - 23/04/2020

MUDANYA Gazetesi -

HAVA DURUMU

Tüm videolar

Kılıçdaroğlu Mudanya'da temel attı

Kılıçdaroğlu Mudan

MUDANYA GÜZELLEMESİ - İki Elin Sesiyle Mudanya Şarkıları

MUDANYA GÜZELLEMES

BUDO'da bomba ihbarı asılsız çıktı

BUDO'da bomba

CHP’lilerden Büyükşehir’e sessiz protesto

CHP’lilerden Büyük

60 yıllık Mudanya İskelesi Büyükşehir'in oldu

60 yıllık Mudanya

Mudanyalı gazeteciler Bulgaristan'da

Mudanyalı gazeteci