MUDANYA Gazetesi | www.mudanyagazetesi.com
Tevhide Türken

Yüce Önderimiz! (2)

01 Ocak 2015, 01:18

Tevhide Türken


Osmanlı Devleti döneminde dinin devlet işlerine karıştırılmasıyla ortaya çıkan olumsuz sonuçları yansıtan belgeler, devlet arşivlerindedir. Çağdaşlaşma hareketlerine karşı koyan tutucuların, bağnazların bu gibi hareketlerine ilişkin somut bir olayı kısaca değinerek Atatürk’ün laik düzen getirmesiyle de hareketlerine ilişkin somut bir olayı kısaca değinerek Atatürk’ün laik düzen getirmesiyle de nelere set çekmiş olduğunuzu daha iyi anlayabiliriz.

1831 yılında veba gibi korkunç ve öldürücü bir hastalık Türkiye’nin sınırlarına dayanmıştır. Padişah bu öldürücü salgın hastalığa karşı halkı korumak için gemileri karantina altına alınmasına karar verir. Fakat tutucular, bu bir bid’attır. Karantina denilen şey Frenk âdetidir. Ehl-i İslam dininde buna riayet caiz değildir diye başkaldırırlar. Devleti temsil edenler şeriat yollarının hepsine başvurduğu halde istemezük gürültüsünü bastıramadıkları içindir ki, tam yedi yıl vapurlara ve salgın olan bölgelere karantina uygulanamamış. Yani devlet kaba kuvvetin karşısında sinmiş, sonunda İstanbul başta olmak üzere birçok şehirde binlerce insanımız veba salgınında hayatını kaybetmiştir. Ne acıdır ki yine tutucu kesimden fetva alınamadığı için matbaanın yurdumuza getirilmesi 300 yıl gecikirken aynı nedenlerle paratonerlerin minarelere konmasına da karşı çıkılmıştır diyen İnkılâp Tarihi hocalarımızdan Prof. Dr. Enver Ziya Karal’ın ardından gelelim geçen yazımızın devamına…

Çağının daima ilerisinde olan Atatürk’ün düşüncelerini dile getirdiği söylev ve demeçlerine baktığımızda İslamiyet’e ait kavramlara sıkça atıfta bulunduğunu görürüz. Bu konuşmalarında Kur’an ayetlerine referansta bulunmuş Hz. Muhammed’in hadislerini zikretmiş ve İslam’ın çeşitli meseleleriyle ilgili bakışını belirtmiştir. Dini taassubun çok yaygın olduğu, din adına safsataların halk üzerine tesir ve nüfus ettikleri Osmanlı’dan kalma medrese geleneğinin halen direnç gücünün sahip olduğu bir dönemde Atatürk askeri dehasının yanı sıra çağdaş öneri ve görüşleriyle de toplumumuzun ufkunu açarken bizim dinimiz en tabi ve makbul dindir. O nedenledir ki, son din olmuştur derken biz de ruhbanlık yoktur.

Hepimiz eşitiz ve dinimiz temel bilgilerini öğrenmeliyiz. Tarihte bizim dinimizin zaman zaman bağnaz, cahil ve ehliyetsiz kişilerin elinde kaldığını üzülerek belirten kutsal dinimizin böyle kimselerin elinden kurtarılmasına işaret eden Ulu Önderimiz Atatürk her fırsatta cehalete, bağnazlığa, hurafelere, din istismarcılarına karşı olduğunu ayrıca İslam’da bu gibi durumların yerinin olmadığını ısrarla vurgulamış. Bu amaçla da bizzat Atatürk tarafından Kur’an’ın Türkçeleştirme görevi Mehmet Akif Ersoy ve Elmalı Hamdi Yazar’a verilmişse de Türkçe olarak uygulamaya konulacağı endişesi ve çevresindeki tutucu kesimin baskısıyla bu görevinden istifa eder. Atatürk bunun üzerine her iki görevi de Elmalı Hamdi Yazar’a verir. Günümüzde de çok değerli kabul edilen hak dini Kur’an dili meali Türkçe açıklamalı eser ortaya çıkmış ve camilerde bizzat kendi tarafından okunmuştur.

Atatürk’ün girişimiyle onun çok değer verdiği Kur’an çeviri çalışmaları da böylelikle hız kazanır. Yine bu konuyla ilgili şöyle der Atatürk:

Türkler, Türkçe konuşup ibadetlerini Arapça yapıyorlar. Türkler okudukları Arapça duaların anlamını da bilmiyorlar. Bunun içindir ki, Kur’an Türkçe olmalı ve kişi okuduğu Kur’an surelerinin anlamını da anlamalıdır”.

Yüzyıllar boyunca her şeye dinsel açıdan bakmaya alışık bir doğu toplumunun medeni gelişime ve laikliğe yönelmesi elbette kolay değildir. Bu nedenle Atatürk gerici tavır ve eylemler karşısında kesin ifadelerle konuşmuş ve Türkiye Cumhuriyeti ilkelerine bağlı olan herkesin de disiplinle böyle hareket etmesini istemiş. Bu görüş ve düşüncelerini de Ulu Önder Türk Ulusu’na seslendiği Büyük Nutuk’unda özellikle belirtmiş, ayrıca İslam kültürüne dair engin bilgisi ve Kur’anı tercüme edecek kadar Arapçaya hâkimiyeti nedeniyle liseler için yazdırdığı tarih kitaplarındaki İslam Tarihi bölümünü bizzat kendisinin yazdığını da belirtmekte fayda umuyorum.

Aziz Atamız da bizler gibi dua ederdi. Bunun en somut örneği vatan topraklarımız işgal altında, yer Afyon Kocatepe.. Atatürk bir taşın üstünde otururken düşmanın birden başlayan top atışlarıyla ayağa kalkar, ellerini semaya açarak Tanrı’ya şöyle yalvarır: “Eyy Yüce Rabbim, ülkemi esaret zinciri altında kalmasına müsaade etme” diyerek dua eder.

25.12.2014

 

Bu makale 2137 defa okunmuştur.

Perihan Dirican Perihan Dirican
Alengirli
Mehmet Aktoprak Mehmet Aktoprak
Muaviye ile Emevi siyaset dönemini yaşamak!
Ömür Tantekin Ömür Tantekin
Ehli zillet
Efraim Pala Efraim Pala
Mudanya'da Akşener rüzgârı
Yaşar Kılıç Yaşar Kılıç
Kaptan zeytin alınırsa ne olur?
Tevhide Türken Tevhide Türken
Tutkulu liderler -2
Metin Sezgin Metin Sezgin
Hak tecelli eyleyince
Kaan Tuğracı Kaan Tuğracı
Yavuz Bey oğluma..!
Yavuz Başar Yavuz Başar
Aferin Milli Takım'a
Emin Küçük Emin Küçük
Kağıt fatura düzenlemede kapsam daralıyor
Volkan Biçer Volkan Biçer
Canım kasko
WhatsApp İhbar Hattı WhatsApp İhbar Hattı
Temizlik Hattı derman olamadı!
Yavuz Gerçekçi Yavuz Gerçekçi
11. yıl mutluluğu

Tüm fotoğraflar

MUDANYA Gazetesi - 20/02/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 13/02/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 06/02/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 30/01/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 23/01/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 16/01/2020

MUDANYA Gazetesi -

HAVA DURUMU

Tüm videolar

Kılıçdaroğlu Mudanya'da temel attı

Kılıçdaroğlu Mudan

MUDANYA GÜZELLEMESİ - İki Elin Sesiyle Mudanya Şarkıları

MUDANYA GÜZELLEMES

BUDO'da bomba ihbarı asılsız çıktı

BUDO'da bomba

CHP’lilerden Büyükşehir’e sessiz protesto

CHP’lilerden Büyük

60 yıllık Mudanya İskelesi Büyükşehir'in oldu

60 yıllık Mudanya

Mudanyalı gazeteciler Bulgaristan'da

Mudanyalı gazeteci