MUDANYA Gazetesi | www.mudanyagazetesi.com
Tevhide Türken

Onlarda tek tük kaldı

04 Haziran 2015, 11:09

Tevhide Türken


Bahar, yeniden doğmaktır. Bahar, hayata gülümseyerek bakmaktır. Bahar, tek düze yaşamaktan dinamik bir yaşama geçmektir. Bahar; ışıktır, renktir, sevinçtir, sevgidir. Bahar, kuş sesleri eşliğinde doğanın senfonik bir şiiridir. Kısaca bahar, kış uykusundan bir cennet sabahına uyanmaktır.

Mevsim bahar, aylardan Nisan. Uludağ’ın dorukları henüz karla kaplı olsa da 380 kilometrelik Bursa-Ankara karayolunun neredeyse tümü şiirsel güzellikte renk renk açan kır çiçeklerini kucaklayan, yeşilliklerle bezeliydi. Polatlı’yı henüz geçmiştik ki, sevgili başkentimiz Ankara’nın yeni yüzü olan 80-100 daireli, 25-30 küsur katlı (sözüm onar) modern ve çağdaş yaşam örnekleri olan yüzlerce, binlerce betonarme kuleleri göründü. Nasıl ki İstanbul’un tahribi ilk olarak Menderes döneminde başladıysa, Ankara’nın da Sayın Gökçek’le başladı. Bir yanda göğe doğru yükselen siteler, diğer yanda açlıktan ölmemek için çöplerden, pazar atıklarından yiyecek toplayan yoksullarımızın yanı sıra ülkelerindeki iç savaştan kaçıp yurdumuza sığınan ve sokaklarımızda dilenen Suriyeli, çaresiz ailelerin gariban çocukları.. Ve Başkentlilere hizmette hiçbir fedakârlıktan kaçınmayan sevgili Belediye Başkanı Sayın Melih Gökçek. Kule vari antika saatlerin tarihi görünümlü, yeni kapıların yanı sıra bu son gidişimde de tarih öncesi dünyamızda yaşamış olan çeşitli vahşi yaratıklara merak sarmış, nerede boş bir alan ve kavşak varsa oralarda da bu sevimsiz yaratıkların asıllarına uygun, devasa boyutlardaki maketleriyle karşılaştım. Hele akşamın alacasında dinozorun maketiyle ilk karşılaştığımda gerçekten ürkmedim desem yalan olur.

Oysa tarihi çok eskilere dayanan Ankara’nın kendine özgü öyle doğal, öyle güzel simge olmuş ürünleri var ki.. İşte bunlardan sadece bir kaçı; Ankara’nın tavşanı, Ankara tiftik keçisi, duru beyaz tüylü Ankara kedisi, salt Ankara yöresinde bulunan nazlı çiğdemi (sevgi çiçeği) lezzetine doyum olmayan Ankara’nın meşhur armudu ve balı gibi ürünlerin çeşitli figürleriyle bu boşluklar bezenmiş olsaydı gerçekten çok daha güzel, çok daha anlamlı olurdu.

Sosyal adalet ve demokrasinin kökleşmediği ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de kırsal kesimlerden büyük şehirlerimize göçleri önleyemiyoruz. Doğaldır ki göçler, büyükşehirlerdeki yaşama uyum zorluğunun yanı sıra pek çok sorunu da yanında getiriyor. Varoşlarda yaşanan sorunlar şöyle dursun, şehrin ana caddelerinde bir takım yaşanan kaosların panoramik görüntüleri arasında Kızılay’dan yürüyerek Ulus Hali’ne ulaştım. Buraya geliş nedenimse Ankara’nın ilk balıkçılarından benim de kadim dostum yaşlı Ali amcayı ziyaretti. Kendisini sorduğumda dört ay önce ebediyete uğurladıklarını söyleyen torunu Murat’la anılarımızı harmanlıyoruz. Dile kolay 70 küsur yılın biriken tortuları.. Daldan dala konan söyleşimiz esnasında bir sahil çocuğu olarak Ankara’ya ilk geldiğimde sadece bu halde bir ya da iki balıkçı esnafı vardı. O biri de sizin dedenizdi. Onun vefatının ardından işin başına babanız geçmişti. Yine o zamanlar Ankaralılar balıketinin lezzetini ve besin değerinin kıymetini bilmediklerinden olsa gerek pek yemezlerdi. O yıllarda ulaşım zorluğu nedeniyle bu tezgâhlarda da günümüzdeki gibi günlük bulmak bir yana dursun, taze balık bulmak pek zordu. Çoğu kez kırık buz parçaları arasında gözlerinin feri sönmüş balıklara biraz da hüzünle bakarken rahmetli dedeniz, yanıma gelerek usuldan ‘taze balıklarımız yarın gelecek’ derdi. O nedenledir ki, ben halen balıkçımın sözüne güvenirim.

Bu arada günümüzün Kızılay’ı, o günlerinse yeni şehri olan ve bulvar üstündeki şık pastanelerin yanı sıra elit meze kültürünün doruklarını Ankaralı içki severlere nefis meze çeşitlerini sunan bir de Trakya Meze Evi vardı. Palamut fümesi, uskumru çirozu, lakerdanın en alâsı, isli ve tuzlu balığın çeşitleri sipariş üzerine kızartılan kalamar, tahta iskele ayaklarından kaya üstlerinden toplanan iri midye dolmaları, jumbo karidesleri, tarator gibi nice çeşitlerini Ankaralılara tanıtıp sevdiren de yine bu meze evi olmuştu.

Nereden nerelere geldik.

Evet, günümüzde Ankara halkına neredeyse günlük balık satışı yapan yüzlerce balıkçı esnafı var. Belki şaşıracaksınız ama balık tüketiminde Ankara halkı başı çekiyor. Gerçekten şaşırdım.

Eskiden olduğu gibi Boğaz’ın lüferi, Beykoz’un kalkanı yine geliyor mu? soruma espriyle karışık Boğaz’da lüfer kalmadı. 8-10 kilogramlık bir Beykoz kalkanının fiyatı bir burma bilezikle eş değer.

Ya eski müşterileriniz?

Onlar da tek tük kaldı.

 

Bu makale 2106 defa okunmuştur.

600 sayımızı e-gazete formatına okumak için tıklayın
Perihan Dirican Perihan Dirican
Beterin beteri var
Metin Aytürk Metin Aytürk
İşgal, Talan, Göz Yumma!...
Efraim Pala Efraim Pala
Şanlı Türk Milleti
Mehmet Aktoprak Mehmet Aktoprak
Zehir solumak istemiyoruz!
Tevhide Türken Tevhide Türken
Görmediğim şeye inanmam
Yavuz Gerçekçi Yavuz Gerçekçi
Başı H, sonu T!
Ömür Tantekin Ömür Tantekin
Fitneye susmak fitnedir
WhatsApp İhbar Hattı WhatsApp İhbar Hattı
Mudanya Müzeler Kenti olmalıdır
Metin Sezgin Metin Sezgin
Hoşgeldin Halaskarım! (3)
Yaşar Kılıç Yaşar Kılıç
Kaptan zeytin alınırsa ne olur?
Kaan Tuğracı Kaan Tuğracı
Yavuz Bey oğluma..!
Yavuz Başar Yavuz Başar
Aferin Milli Takım'a
Emin Küçük Emin Küçük
Kağıt fatura düzenlemede kapsam daralıyor
Volkan Biçer Volkan Biçer
Canım kasko

Tüm fotoğraflar

MUDANYA Gazetesi - 21/05/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 14/05/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 07/05/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 30/04/2020

MUDANYA Gazetesi -

İMSAKİYE 2020

İMSAKİYE 2020

MUDANYA Gazetesi - 23/04/2020

MUDANYA Gazetesi -

HAVA DURUMU

Tüm videolar

Kılıçdaroğlu Mudanya'da temel attı

Kılıçdaroğlu Mudan

MUDANYA GÜZELLEMESİ - İki Elin Sesiyle Mudanya Şarkıları

MUDANYA GÜZELLEMES

BUDO'da bomba ihbarı asılsız çıktı

BUDO'da bomba

CHP’lilerden Büyükşehir’e sessiz protesto

CHP’lilerden Büyük

60 yıllık Mudanya İskelesi Büyükşehir'in oldu

60 yıllık Mudanya

Mudanyalı gazeteciler Bulgaristan'da

Mudanyalı gazeteci