MUDANYA Gazetesi | www.mudanyagazetesi.com
Tevhide Türken

Çocuklarımızı geri verin

29 Ekim 2015, 20:36

Tevhide Türken


Yıl 1994… İlkokul arkadaşımın davetlisi olarak Almanya’ya uçuyorum. Hannover havaalanında onca yılın özlemiyle sevgili Perihan ile kucaklaşıyoruz. 25 gün süren konukluğum süresince unutamayacağım güzellikteki anılarla birlikte yurda dönüyorum. Onca anımın arasında küçükken pek çoğumuzun severek okuduğumuz ya da büyüklerimizden dinlediğimiz “Fareli Köyün Kavalcısı” öyküsünün geçtiği Hameln kasabasındaki temsili gösteri oldu.

Pazar sabahları yapılan bu öykünün renkli görüntülerini bu yaşımda dahi halen çocuksu bir heyecanla anıyorum. Yörenin kilisesi önünde çoban giysili bir genç, başında sivri külahı, elinde kavalı, arkasında peşi sıra giden fare giysili kasabanın minik çocuklarının hoş bir gösterisinden sonra kavalını çalan çobanın peşi sıra giderek kasabayı terk edişlerini biraz da hüzünle izlerken, dünyaca ünlü ilahiyatçımız Yaşar Nuri Öztürk’ün bu konuyla ilgili bir yazısını anımsıyorum. Yazının özü aslında tüm zamanların acı gerçeğini, kanayan yarasını yansıtır. Siyasal, dinsel, ırkçı, kaval sesinin peşinde takılan ya da taktırılan gidipte geri dönmeyen çocuklar.

Hameln kasabasını fareler işgal eder. Halk, yetkililer ne yapacaklarını bilemez durumdayken rengârenk giysileriyle bir kavalcı ortaya çıkar ve kasabayı farelerden arındırabileceğini söyler ve karşılığında para ister. Yönetici de kabul eder. Kavalcı kavalını çalmaya başlar başlamaz tüm fareler peşine takılır ve onları kasabanın yakınındaki nehre sürükleyip boğulmalarını sağlar. Kasabayı farelerden temizleyen kavalcı, sevinç içindeki halkın arasında dolaşan yöneticiden parasını ister. Yöneticinin söz verdiğinden çok daha az para vermek istemesine kızan kavalcı kasabayı terk eder. Farelerden kurtulduğunu düşünen kasaba halkı rahatlar. 26 Haziran Aziz Paul ve John günü kavalcı yeniden rengârenk giysiler içinde ortaya çıkar ve sokaklarda kavalını çalmaya başlar. Peşine sürüklediği köyün çocukları ile yine gözden kaybolur. Kaval sesini duymayan sağır bir çocukla gidenlere yetişemeyen engelli bir çocuk sabah kasabaya döndüklerinde başlarına gelenleri herkese anlatırlar. Kasaba halkı ne çocuklardan ne de onları peşinden sürükleyen kavalcıdan hiçbir iz bulamazlar.

Bu masal için adres her ne kadar Almanya gösterilse de, Sümer’den Hint dünyasına, Latin Amerika’dan İslam âlemine değin dünyanın her yöresinde böylesi söylencelerin izine rastlamak mümkün. Bu olayın geçtiği 1284’ten on yıl sonra yazıldığı söylenen bir başka belge ise, 130 çocuğun yöreden ayrılalı 10 yıl olduğu belirtilirken yine bu öyküyü betimleyen vitray bir panoyu yine kasabanın kilisesinde görmekte olası.

Bu arada her ne kadar “Fareli Köyün Kavalcısı” masalını turizmden gelir kapısı yapmış olsalar da kentin sokaklarında bu acı öykünün izleri var. Nasıl ki Ezop masallarının sonunda bir kıssadan hisse yer alırsa, fareli köyün masalının sonunda da sessiz bir çığlık var. Masum çocuklarımızı geri verin. Bu sadece bir masal değil, insanlık tarihi boyunca kanayıp duran bir yara, acı bir gerçek.

Ana babaların yetkililerin gözü önünde halen çocuklarımızı, gençlerimizi alıp götürmeyi sürdürüyorlar. Akla ilk gelenler bir takım yasa dışı güçler, politikacılar, şeyhler, şıhlar vs.. 193 üyesi olan Birleşmiş Milletlerin çatışmalarda çocukların kullanılmasının yasaklanmasını öngören kararına imza atan ülke sayısı 126. Gel gör ki, günümüzde en az 300 bin çocuğun fareli köyün kavalcısının peşinden gidip çocuk asker olduğu tahmin ediliyor.

Son yıllarda savaşlarda yaşamını yitiren çocukların sayısı resmi verilere göre 15 milyonu aşmış durumda. Bu ateş çemberi en çok kadın ve çocuklarımızı yakıyor. Günümüzde dünya genelinde devletler arasında klasik savaş pek yok gibi görünse de düşük yoğunluklu çatışma adıyla kamufle edilen hemen hemen her yerde savaş var. Sadece Afrika’da aralarında 9-10 yaşlarında 100 bin kadar çocuk askerin varlığı inkâr edilmiyor. Bu savaşların öldürdüğü çocukların hesabını sormayan, sorgulamayan çocuk haklarının çiğnenmesine göz yumanların hiç mi yürekleri sızlamaz?

 

Ankara’da meydana gelen menfur saldırıda yaşamlarını yitiren vatandaşlarımıza Tanrı’dan rahmet, kederli aile ve sevenlerine sabırlar dilerim.

15 EKİM 2015

 

Bu makale 1913 defa okunmuştur.

Mehmet Aktoprak Mehmet Aktoprak
Güçlü Sosyal Demokrat Parti kurulmalı..!
Ömür Tantekin Ömür Tantekin
Vah emeklim vah!
Tevhide Türken Tevhide Türken
Dostluk
Perihan Dirican Perihan Dirican
Alengirli
Efraim Pala Efraim Pala
Mudanya'da Akşener rüzgârı
Yaşar Kılıç Yaşar Kılıç
Kaptan zeytin alınırsa ne olur?
Metin Sezgin Metin Sezgin
Hak tecelli eyleyince
Kaan Tuğracı Kaan Tuğracı
Yavuz Bey oğluma..!
Yavuz Başar Yavuz Başar
Aferin Milli Takım'a
Emin Küçük Emin Küçük
Kağıt fatura düzenlemede kapsam daralıyor
Volkan Biçer Volkan Biçer
Canım kasko
WhatsApp İhbar Hattı WhatsApp İhbar Hattı
Temizlik Hattı derman olamadı!
Yavuz Gerçekçi Yavuz Gerçekçi
11. yıl mutluluğu

Tüm fotoğraflar

MUDANYA Gazetesi - 28/02/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 20/02/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 13/02/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 06/02/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 30/01/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 23/01/2020

MUDANYA Gazetesi -

HAVA DURUMU

Tüm videolar

Kılıçdaroğlu Mudanya'da temel attı

Kılıçdaroğlu Mudan

MUDANYA GÜZELLEMESİ - İki Elin Sesiyle Mudanya Şarkıları

MUDANYA GÜZELLEMES

BUDO'da bomba ihbarı asılsız çıktı

BUDO'da bomba

CHP’lilerden Büyükşehir’e sessiz protesto

CHP’lilerden Büyük

60 yıllık Mudanya İskelesi Büyükşehir'in oldu

60 yıllık Mudanya

Mudanyalı gazeteciler Bulgaristan'da

Mudanyalı gazeteci