MUDANYA Gazetesi | www.mudanyagazetesi.com
Tevhide Türken

Cumhuriyetimize sahip çıkalım

29 Ekim 2015, 20:41

Tevhide Türken


Hepiniz bilirsiniz ki Avrupa’nın en önemli devletleri Türkiye’nin zararıyla, Türkiye’nin gerilemesiyle ortaya çıkmışlardır.

Bugün bütün dünyayı etkileyen milletimizin hayatını ve ülkemizi tehdit altında bulunduran en güçlü gelişmeler Türkiye’nin zararıyla geçleştirmiştir. Eğer güçlü bir Türkiye varlığını sürdürseydi denilebilir ki İngiltere’nin bugünkü siyaseti var olmayacaktı. Türkiye, Viyana’dan sonra Peşte ve Belgrat’tan yenilmeseydi Avusturya-Macaristan siyasetinin sözü edilmeyecekti. Fransa, İtalya, Almanya da aynı kaynaktan esinlenerek hayat ve siyasetlerini geliştirmişler ve güçlendirmişlerdir. Bir şeyin zararıyla bir şeyin yok olmasıyla yükselen şeyler elbette o şeylerden zarar görmüş olanı alçaltır. Gerçekten de Avrupa’nın bütün ilerlemesine, yükselmesine ve uygarlaşmasına karşılık Türkiye gerilemiş, düştükçe düşmüştür. Türkiye’yi yok etmeye girişenler, Türkiye’nin ortasında kaldırılmasında çıkar ve hayat paylaşarak birlemiş ve ittifak etmişlerdir. Ve bunun sonucu olarak duygular, fikirler Türkiye’nin yok edilmesi noktasında yoğunlaştırılmıştır. Bu yoğunlaşma yüzyıllar geçtikçe oluşan kuşaklarda adeta tahrip edici bir gelenek biçimine dönüşmüştür. Bu geleneğin Türkiye’nin hayatına ve varlığına aralıksız uygulanması sonucunda nihayet Türkiye’yi ıslah etmek ve uygarlaştırmak gibi bir takım bahanelerle iç hayatına ve yönetimine sızmışlardır. Böylece elverişli bir zemin hazırlamak güç ve kuvvet elde etmişlerdir. Mart 1922.

Biz haklarımızı ve bağımsızlığımızı savunmak için giriştiğimiz çarpışmanın kutsallığı düşüncesinde ve hiçbir gücün bir milleti yaşamak hakkından yoksun bırakılmayacağı inancındayım. Ben, Türk ufuklarından bir gün mutlaka bir güneş doğacağına bizi ısıtacağına, bundan bize bir güç çıkacağına o kadar emindim ki buna adeta gözlerimle görüyordum. O nedenledir ki, gerek askerlik gerekse siyasi hayatımın bütün devir ve safhalarını dolduran mücadelelerimde daima hareket düsturum milli iradeye dayanarak milletin, vatanın muhtaç olduğu gayelerle yürümek olmuştur diyen Ulu Önder Atatürk, Osmanlı tarzı irade ve siyasetin yarattığı bu nevi zihniyetler reddedilmelidir. Ordu ile muharebe ile inat ile bu işin içinden çıkılamaz tarzındaki kaynağı hariçte bulunan örgütlerle uymakla bir vatan, bir millet bağımsızlığı kurulamaz. Bunun aksini düşünerek hareket edeceklerin acı neticelerle karşılanacaklarına şüphe yoktur. Türkiye işte bu yoldaki yanlış fikirlere, yanlış zihniyetlere sahip olanlar yüzünden her asır, her gün ve her saat biraz daha gerilemiş, biraz daha çökmüştür. Zira hürriyet olmayan bir memlekette ölüm ve yok olma vardır. Her ilerlemenin ve kurtuluşun ana teması hürriyettir. Bir ülkeyi ele geçirmek o ülkede yaşananlara hakim olmak için yeterli değildir. Bir milletin ruhu ele geçirilmedikçe, bir ulusun azim ve iradesi kırılmadıkça o ulusu egemen olma imkanı yoktur diyen Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Paşa özgürlük savaşımızın ruhu ve başkomutandır.

Vatan topraklarımız işgal altındadır. Sınırlarımızda yer yer kanlı çarpışmaların yaşandığı günlerde Ankara’nın siyasi havasında da sert rüzgarlar esmektedir. Günümüzde müze olan Ulus’taki ilk meclis binasının oturum salonunun kürsüsünde Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Paşa vardır ve bu oturum kayıtlara 1920 TBMM gizli celse olarak geçer. Bazı arkadaşlar yoksulluk içinde bu büyük davanın başarılamayacağını zannederek memleketlerine dönmek arzusunda olduklarını duydum. Arkadaşlar ben sizleri bu milli davaya silah zoruyla davet etmedim görüyorsunuz ki sizi burada tutmak için de silahım yoktur. Dilediğiniz gibi memleketlerinize dönebilirsiniz. Fakat şunu biliniz ki bütün arkadaşlarım beni yalnız bırakıp gitseler ben bu meclisi Ali’de tek başıma kalsam da mücadeleye ahdettim. Düşman adım adım her tarafı işgal ederek Ankara’ya kadar gelecek olursa ben bir elime silahımı, bir elime de Türk bayrağını alıp Elma Dağı’na çıkacağım. Burada tek başıma son kurşunuma kadar düşmanla çarpışacağım. Sonra da bu mukaddes bayrağı göğsüme sarıp şehit olacağım. Bu bayrak kanımı sindire sindire emerken ben de milletim uğruna hayta veda edeceğim. Huzurunuzda buna ant içiyorum der ve kürsüden iner.

Yukarıda da belirttiğim gibi yıl 1920’dir. Dünyaca ünlü duayen tarihçimiz Cemal Kutay da, “Atatürk olmasaydı” adlı eserinde şöyle der: “Ülkemiz ve milletimiz üzerinde asırlarca oynanmış haksız senaryoların tortusundan kurtulamazdık”.

Sevgili okurlarım,

Ulu Önder Atatürk’e sevgi ve bağlılığımızı göstermek istiyorsak O’nun bizlere emanet ettiği en büyük eseri olan Cumhuriyetimize sahip çıkalım.

 

Bu makale 1963 defa okunmuştur.

Perihan Dirican Perihan Dirican
Duvar
Ömür Tantekin Ömür Tantekin
Yüreği olan yargılar
Metin Aytürk Metin Aytürk
Salgın, Belirsizlik, Güvensizlik...
Efraim Pala Efraim Pala
Covit 19 ile mücadelenin bedeli
Mehmet Aktoprak Mehmet Aktoprak
Sadeleşmek
Tevhide Türken Tevhide Türken
Çocuklarımız
Metin Sezgin Metin Sezgin
Her birimiz Mustafa Kemal Atatürk olmalıyız (2)
Yaşar Kılıç Yaşar Kılıç
Kaptan zeytin alınırsa ne olur?
Kaan Tuğracı Kaan Tuğracı
Yavuz Bey oğluma..!
Yavuz Başar Yavuz Başar
Aferin Milli Takım'a
Emin Küçük Emin Küçük
Kağıt fatura düzenlemede kapsam daralıyor
Volkan Biçer Volkan Biçer
Canım kasko
WhatsApp İhbar Hattı WhatsApp İhbar Hattı
Temizlik Hattı derman olamadı!
Yavuz Gerçekçi Yavuz Gerçekçi
11. yıl mutluluğu

Tüm fotoğraflar

MUDANYA Gazetesi - 02/04/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 26/03/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 19/03/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 12/03/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 05/03/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 28/02/2020

MUDANYA Gazetesi -

HAVA DURUMU

Tüm videolar

Kılıçdaroğlu Mudanya'da temel attı

Kılıçdaroğlu Mudan

MUDANYA GÜZELLEMESİ - İki Elin Sesiyle Mudanya Şarkıları

MUDANYA GÜZELLEMES

BUDO'da bomba ihbarı asılsız çıktı

BUDO'da bomba

CHP’lilerden Büyükşehir’e sessiz protesto

CHP’lilerden Büyük

60 yıllık Mudanya İskelesi Büyükşehir'in oldu

60 yıllık Mudanya

Mudanyalı gazeteciler Bulgaristan'da

Mudanyalı gazeteci