MUDANYA Gazetesi | www.mudanyagazetesi.com
Tevhide Türken

Sarı Saltuk

24 Aralık 2015, 19:09

Tevhide Türken


Sevgili okurlarım, geçen yazımı Dubrovnik’e veda ederek bitirmiştim ki, tur yöneticimiz Cüneyt Bey, “Şimdi sizlere bir sürprizim var yarın sabah program harici 13. Yüzyıl gibi günümüzden epeyi uzak bir dönem önce bu yörede yaşamış olan bir Türkmen aşiret evliyası Sarı Saltuk’un Dergâhı’na götüreceğim” dediğinde itiraf etmeliyim ki, o güne değin bir gün gelipde yaban ellerde Sarı Saltuk Dergâhını ziyaret edeceğimi hayal dahi etmemiştim.

Ertesi sabah günün ilk ışıklarıyla birlikte aracımız gelerek içinde 4 gece konakladığımız tesisten bizleri alıp, her karesinde tarihin derin izlerini görüp havasını solduğumuz bu güzel şehirden ayrılıyoruz. Yol boyu usta bir ressamın elinden çıkmışcasına sergilenen kırsal yaşamın doğal güzellikleri seherde yağan kırağıyla ıslanan yeşillikler üzerindeki damlacıklar, küçük küçük yerleşim birimleri, sevimli köy evleri, iplere dizili renk renk çamaşırlar dallarından nazlı nazlı yerlere düşen sonbahar yaprakları önleri çardaklı köy kahveleri ve çaylarını yudumlayan yaşlı köy sakinleri…

Doğan güneş yeni bir güne parlak ışınlarını saçarken bizlerde araçtan inerek şu an ismini anımsayamadığım bir dağın yamacına doğru yürüyoruz. Yol boyu sağımızda sakin akan bir nehir, solumuzda ise doğanın özellikleriyle bezeli baş güzellikler bize eşlik ediyor. Yolun sonuna yaklaştıkta görüntüsü insana ürküntü veren yalçın kayalar ve bu kayalara monte edilmiş beyaz badanalı, iki katlı ahşap bir ev. Bu ev Sarı Saltuk’un içinde uzun yıllar yaşadığı dergâhıydı. Bizleri kapıda karşılayan görevli bir hanım içeride başımızı örtmemiz içinde birer eşarp veriyor. Tarihi döneminin mistik havasıyla birlikte tüm özelliklerini de günümüze taşıyan bu yapının içinde misafirhane ibadet odaları, mutfak hamamlık vesaire dışında Sarı Saltuk’un çilehanesi ve üst katta tek bir oda içinde yeşil örtülerde bezeli yan yana iki sanduka. Biri Sarı Saltuk’a ait, diğeriyse ona yakınlığıyla bilinen Şeyh Açık Baş lakaplı bir zat’a ait olduğunu söylediler.

İtiraf etmeliyim ki, Sarı Saltuk’un dini havariliğinin dışında hiçbir şeyi bilmiyordum. Yurda dönünce bilgi edinebilmek için araştırdımsa da sağlıklı bir bilgiye ulaşamadım. Ta ki Türk Tarih Kurumu’nun yayını olan “13. Yüzyıl popüler İslam’ın Balkanlar’daki destanî öncüsü Sarı Saltuk” kitabına ulaşana dek. Tarihi belge niteliğindeki bu kitabın bazı bölümlerini siz okurlarımla da paylaşmak istedim.

Sarı Saltuk nasıl bir ortamda ve hangi şartlarda tarih sahnesine çıktığını daha iyi anlamak için önce onun 91 yıllık yaşamına kısaca bakmakta yarar var. Onun tarihte ilk görünüşü 1240 Anadolu Selçuklu Devleti’nin Moğol hâkimiyeti altına düşmesi ile baş gösteren saltanat mücadeleleri dönemine rastladığını belirtirken Rumeli’de İslamı yaymakla görevlendirildiği gibi bugünde Alevi Bektaşi geleneğinin takdis ettiği büyük evliyalar arasında bulunmakta olduğunu da vurguluyor. Ünlü seyyahımız Evliya Çelebi ise, seyahatnamesinde Sarı Saltuk’la ilgili şunları yazar:

O çoktan Bektaşi tekkeleri haline gelmiş olan Balkanlar’daki zaviyelerinde yaşayan, dinlediği Cihat Menkıbelerinin etkisi altında düşünmekte ve ona büyük saygı beslemektedir. En çarpıcı ve ilginç vurgusu ise; Osmanlı İmparatorluğu’nun ünlü Şeyhülislamı Ebussuud Efendi’nin, Kanuni Sultan Süleyman 1538 Erdel Seferi esnasında Sarı Saltuk’un Babadağı’ndaki türbe ve tekkesini ziyaret etmiş olduğunu, ayrıca Ruba nehri kıyılarında Osmanlı kuvvetlerinin kırım hanı Gazi Mehmet Giray Han ile yaptıkları savaşlarda kâfirlerinin imdat diledikleri Saint Nicholas-Saint George gibi Sarı Saltuk’un adını sıkça zikrettiklerini yazar.

Sarı Saltuk konargöçer bir aşiret evliyası olması nedeniyle, 7-8 yerde mezarı olduğu da rivayet edilir. Yunus Emre, Hacı Bektaşi Veli gibi sufi şair olmadığından elimizde yazılı bir divanı da yoktur. Buna karşın 13. Yüzyılda Bulgaristan, Arnavutluk gibi Balkan ülkelerinde dini liderlik yaparken Alevi ve Bektaşi topluluklarında temelini atan kişidir der yukarıda ismini belirttiğim bu kitabın yazarı Ahmet Yaşar Ocak.

Ve de tüm bu güzellikleri bana yaşatan kızım Zerrin’e sonsuz teşekkür ederken, siz sevgili okurlarımın yeni yıllarını kutlar, her şeyin gönüllerince gerçekleşmesini dilerim.

Bu makale 1906 defa okunmuştur.

Perihan Dirican Perihan Dirican
Duvar
Ömür Tantekin Ömür Tantekin
Yüreği olan yargılar
Metin Aytürk Metin Aytürk
Salgın, Belirsizlik, Güvensizlik...
Efraim Pala Efraim Pala
Covit 19 ile mücadelenin bedeli
Mehmet Aktoprak Mehmet Aktoprak
Sadeleşmek
Tevhide Türken Tevhide Türken
Çocuklarımız
Metin Sezgin Metin Sezgin
Her birimiz Mustafa Kemal Atatürk olmalıyız (2)
Yaşar Kılıç Yaşar Kılıç
Kaptan zeytin alınırsa ne olur?
Kaan Tuğracı Kaan Tuğracı
Yavuz Bey oğluma..!
Yavuz Başar Yavuz Başar
Aferin Milli Takım'a
Emin Küçük Emin Küçük
Kağıt fatura düzenlemede kapsam daralıyor
Volkan Biçer Volkan Biçer
Canım kasko
WhatsApp İhbar Hattı WhatsApp İhbar Hattı
Temizlik Hattı derman olamadı!
Yavuz Gerçekçi Yavuz Gerçekçi
11. yıl mutluluğu

Tüm fotoğraflar

MUDANYA Gazetesi - 02/04/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 26/03/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 19/03/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 12/03/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 05/03/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 28/02/2020

MUDANYA Gazetesi -

HAVA DURUMU

Tüm videolar

Kılıçdaroğlu Mudanya'da temel attı

Kılıçdaroğlu Mudan

MUDANYA GÜZELLEMESİ - İki Elin Sesiyle Mudanya Şarkıları

MUDANYA GÜZELLEMES

BUDO'da bomba ihbarı asılsız çıktı

BUDO'da bomba

CHP’lilerden Büyükşehir’e sessiz protesto

CHP’lilerden Büyük

60 yıllık Mudanya İskelesi Büyükşehir'in oldu

60 yıllık Mudanya

Mudanyalı gazeteciler Bulgaristan'da

Mudanyalı gazeteci