MUDANYA Gazetesi | www.mudanyagazetesi.com
Tevhide Türken

Haymana Ovası

24 Ocak 2016, 20:36

Tevhide Türken


Fotoğraf sanatının efsane ismi Ara Güler’in İstanbul Arte Sanat Galerisi’nde 26 Mayıs’ta açılıp 26 Haziran’da kapanacak olan fotoğraf sergisine ancak son gününde gidebildim.

Yolumun üstünde olması nedeniyle önce “Tophane-i Amire Kültür ve Sanatta Paletin Yüreği” isimli sergiyi de bu vesileyle görmek istedim. Mimar Sinan’ın eseri olan tarihi yapının içerisi loş, ıssız ve de sessiz duvarlarda irili ufaklı boyutlardaki eserlere baktım. Baktım bu yapıtlar sanatın zirvesinde olmalılar ki gerçekten ben pek bir şey anlayamadım. Tam dönüyordum ki bu loş ve derin boşluk ortamında bir koruma görevlisi bana yaklaşarak ne aradığımı sordu. Söyledim.

Burada broşür filan yok ama serginin açılış töreninde duyduklarımı ileteyim diyerek söze başladı. Bu gördüğünüz eserlerin yapımcısı 81 yaşında aslen Rus olup, aynı zamanda Rusya Devlet Başkanı Putin’in de sanat danışmanı Zurab Tserteli. Dünyanın pek çok ülkesindeki müzelerde eserleri olduğu gibi.. Ayrıca kendisine dağları delen adam da denirmiş. Bize de M.S. Güzel Sanatlar Fakültesi’nin özel daveti üzerine gelmiş.

Görevliye, günlük ziyaretçi sayısı nedir? Diye sorduğumda; ilk açılış gününün özel davetlilerin haricinde sizin de gördüğünüz gibi pek gelen giden de yok dedi. Zaten benim amacımda Arte Sanat Galerisi’ndeki Ara Güler’in fotoğraf sergisini görmekti. Yoldan geçmekte olan gence buradan yürüyerek Tarhan Koleji’ne kestirmeden nasıl gidebilirim diye sorduğumda, zira Arte Sanat Galerisi bu kolejin yanındaymış.

Genç, bana şöyle bir baktıktan sonra; Kumbaracı Yokuşu’ndan. Ama siz o yokuşu çıkamazsınız. Nedenmiş o? Çünkü o yokuş, çok dikte ondan. “Evladım, görünüşüme bakma. Ben eski krosçulardanım. Yeter ki sen yolu tarif et” dedim. Uzun ve dar bir koridoru anımsatan bu yokuştaki işyerlerinin pek çoğu kapanmış. Bitişik nizam inşa edilmiş olan 3-4 katlı eski binaların bir kısmı kaderine terk edilmişliğin, perişan görünümleri gerçekten insana ürküntü veriyor. Geçmişte yaşamsal açıdan çok elit, bir o kadar da canlı bir yol olduğu her halinden belli olan bu tarihi yokuş, günümüzdeki görünümüyse derin bir yara almışçasına hüzün dolu bir suskunluk içindeydi. Eski binaların çatıları, üstünde çığlık çığlığa uçuşan martılar, çevrede yiyecek gibi bir şeyler arayan sıska sokak kedileri.

İstanbul’un ünlü yokuşlarından meşhur Kazancı Yokuşu’nun bir benzeri de bu Kumbaracı Yokuşu olsa gerek. Gerçekten uzun ve yorucu bir tırmanışın sonunda Arte Sanat Galerisi’ne ulaştım. Dünya genelinde çekmiş olduğu karelerle geçmişi dondurup günümüze ve geleceğe yansıtan fotoğraf sanatının efsane ismi Ara Güler’in büyük yankı uyandıran ünlü kişilerin portrelerinin yanı sıra her biri ayrı bir sanat eseri olan emsalsiz güzellikteki doğa fotoğrafları ve bu uğurda doğru yer ve doğru zamanda olabilmek için nasıl bir özveriyle çalışıp, nasıl zor bir bedel ödediğinin de tanığı oluyoruz.

Dünyanın ünlü basın kuruluşları adına da çalışan fotoğraf sanatının duayeni Ara Güler, bir söyleşisinde; “Hayatım okumakla geçti” derken, basın için ilk çektiği fotoğrafın da “Atatürk heykelini kıran tinercilerdi” der ve ilave eder. “Bir tarikat Atatürk’ün Gümüşsuyu’ndaki heykelini kırmışlardı. Gidip onu çekmiştim. İlk odur. Yeni İstanbul Gazetesi’nde gitmediğim iş kalmadı. Verilen her işe gittim. Bu yaşa geldim dünyanın kaderini değiştiren onca adamların resimlerini çektim de, Şarlo ve Sartre’yi çekememenin uhdesi içimde kaldı” diyerek yakınır.

Huşu dolu galerinin derin sessizliği içinde elimde tanıtıcı broşür sanki bir rüya aleminde kâh resim karelerinin içinde kâh dışındayım. Bu arada Ara Güler’in çekmiş olduğu dünyaca ünlü ressam Picasso’nun portresi önündeyken genç bir hanım yanıma yaklaşarak sanat dergimiz için bu portrenin önünde sizin bir resminizi çekebilir miyim derken deklanşöre de bastı. Yüzyılı devirmiş, içleri küf kokan eski binaları anılarıyla baş başa gerilerde bırakarak sonunda Beyoğlu’nun can damarı İstiklal Caddesi’ne ulaştıktan sonra kendimi bir nehir gibi akan insan selinin arasına bıraktım. Haşlama mısır, kestane kebap, lahmacun, döner ve ter kokuları arasında Markizi Loben-i İnci Pastahanelerini aradım, bulamadım. Kültür beşiği olan Gen Kitapçısını sordum, bilmiyoruz dediler. Belki o da Ankara Kızılay’daki nice kitapçı gibi kebap kültürüne yenik düşerek sokak dönercisi olmuştur.

Yürüyerek sonunda Taksim’e geldiysem de kendimi bir anda Haymana Ovası gibi bir alanda buldum. Şaştım, kaldım.

Bu makale 1860 defa okunmuştur.

Perihan Dirican Perihan Dirican
Bin deyim, bir hikaye...
Ömür Tantekin Ömür Tantekin
Seçemeyen seçmen
Metin Aytürk Metin Aytürk
Belediye ne iş yapar?
Efraim Pala Efraim Pala
Emeklilerimizin sesini duyun artık!
Metin Sezgin Metin Sezgin
Bir Cumhuriyet Yargıcı'nın ardından... (2)
Mehmet Aktoprak Mehmet Aktoprak
Din anlayışı ile politik kimlik
Tevhide Türken Tevhide Türken
Hacı Bektaş-ı Veli (2)
Yavuz Gerçekçi Yavuz Gerçekçi
Soğan!
Suat Orunç Suat Orunç
İçimizdeki ses vicdan-dan gelir...
WhatsApp İhbar Hattı WhatsApp İhbar Hattı
Mudanya Müzeler Kenti olmalıdır
Yaşar Kılıç Yaşar Kılıç
Kaptan zeytin alınırsa ne olur?
Kaan Tuğracı Kaan Tuğracı
Yavuz Bey oğluma..!
Yavuz Başar Yavuz Başar
Aferin Milli Takım'a
Emin Küçük Emin Küçük
Kağıt fatura düzenlemede kapsam daralıyor
Volkan Biçer Volkan Biçer
Canım kasko

Tüm fotoğraflar

MUDANYA Gazetesi - 02/07/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 25/06/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 18/06/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 11/06/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 04/06/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 21/05/2020

MUDANYA Gazetesi -

HAVA DURUMU

Tüm videolar

Kılıçdaroğlu Mudanya'da temel attı

Kılıçdaroğlu Mudan

MUDANYA GÜZELLEMESİ - İki Elin Sesiyle Mudanya Şarkıları

MUDANYA GÜZELLEMES

BUDO'da bomba ihbarı asılsız çıktı

BUDO'da bomba

CHP’lilerden Büyükşehir’e sessiz protesto

CHP’lilerden Büyük

60 yıllık Mudanya İskelesi Büyükşehir'in oldu

60 yıllık Mudanya

Mudanyalı gazeteciler Bulgaristan'da

Mudanyalı gazeteci