MUDANYA Gazetesi | www.mudanyagazetesi.com
Tevhide Türken

Dakika bir gol bir

12 Ocak 2017, 16:37

Tevhide Türken


Yeni yılın ilk yazısına memleketimizin değerli devlet adamı rahmetli İsmet İnönü'nün bir sözüyle başlamak istiyorum.

Dünyanın en büyük felaketi yeteneksizleri yetenek sahibi yapmaktır. Sıcak çatışmalar, kaygılar, kuşkularla yüklü geçen bir yılı geride bırakıp yeni bir yıla henüz merhaba demiştik ki, İstanbul'da gerçekleştirilen bir saldırı haberiyle sarsıldık. Teşbihte hata olmaz. Dakika bir, gol bir! İlk belirlemelere göre 39 ölü, 4'ü ağır 65 yaralı bu da bizlere gösteriyor ki, 2017'de daha önceki yıllar gibi yine üzücü olaylara gebe gibi görünüyorsa da inşallah ben yanılıyorumdur dileğiyle şimdide Sibel İlkay'dan yaşanmış bir anlatıya geçmek istiyorum.

Hikaye, Salihli Ceza İnfaz Kurumu'nda bir hükümlü ile kurum vaizi arasında geçer. Açık Ceza İnfaz Kurumu hükümlülerinden Mehmet, Manisa'nın Demirci ilçesinin bir orman köyünde yaşayan, bu toplumun Anadolu insanının güzelliğini, saflığını yansıtan tertemiz bir insan.  Sakın o halde cezaevinde ne işi varmış demeyin çünkü Mehmet, bir parça arazisi olmayan, hayatını alın teriyle kazanan köyde ne iş bulursa yapan, iş olmadığında da ormandan odun keserek hayatını idame ettirmeye çalışan bir garip insan. Mehmet yaptığının suç olduğunu bilmeyecek saflıkta birisi. Ormandan ağaç kesmek, ormanda arazi açmak, ormancıya ve Jandarma'ya karşı gelmek gibi suçlardan hüküm giymiş. Mehmet  bir haftalığına Ceza İnfaz Kurumu'na girip denetimli serbestliğe ayrılması gerekirken, köyün muhtarı kendisine oy vermediği için Mehmet'e, "Ormanda ağaç kesenin cezası idam edilmektir, seni de Demirci Adliyesi'nin önünde asacaklar" dediği için yakalanmamak adına Mehmet tam 5 yıl boyunca ormandaki mağarada kendisine oluşturduğu yaşam alanında saklanır. Beşinci yılın sonunda Jandarmanın yaptığı bir baskınla bulunduğu mağarada yakalanarak cezaevine girer. Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda infazını doldurup açık cezaevine ayrılır. İlk işi kurum idaresine bağlı tarla ve seralarda çalışmak istediğini söylemek olur. Kısa sürede de en çalışkan ve sevilen işçiler arasında yerini alır. Hikaye tam da burada başlar.

Bir gün kurum vaizimiz Bilal, sedde çalışanlarla sohbet ederken, Mehmet'in bir köşede hüngür hüngür ağladığını görür. Hocam Mehmet'in yanına  gidip hayırdır ne oldu, neden ağlıyorsun diye sorar. Köyde geçimini sağladığı eşeğinin öldüğünü eşek olacak parası olmadığını ve ailesinin zor durumda kaldığını anlatır. Duruma çok üzülen hocamız öncelikle Mehmet'i teselli edip, "Sen yeter ki ağlama, sana eşek feda olsun. Buluruz sana bir eşek" der. Mehmet, çocuklar gibi mutlu olur. Ege şivesiyle, "Essahtan alıvecen mi hocam" diyerek şaşkınlığını gizleyemez. Hoca kafaya koymuştur Mehmet'in gözyaşlarına neden olan eşek tez vakitte bulunacaktır. Üç hafta boyunca Demirci'de hayvan pazarında satılık bir eşek aransa da bulunmaz. Sonunda daha önceden kurumdan tahliye olan hükümlülerden mesleği celep olan Kulalı Haydar'a ulaşılır ve durum anlatılır. Hocam, sen merak etme kısa zamanda bir eşek bulurlar der ve işe koyulur.

Gerçekten de 3-4 gün içinde de uygun eşek bulunur. Ancak eşeğin Kula ilçesinden Demirci Köyü'ne nakledilebilmesi ciddi bir problemdir. Canlı hayvan taşıma aracı olan bir kaç kişiye ulaşılırsa da hiçbiri araçlarında eşek taşımak istemez. Sebebiyse, eşek eti kesiliyor çıkmasından korkarlar. Bir yandan hocayı kırmamak adına, yüzer lira verelim eşeği başka araçla gönderelim diye teklifte bulunurlar. Bir kaç gün sonra Mehmet yine hocanın yanına gelir. Kendisi cezaevine girmeden önce köyde bir eşek olduğunu, sahibinin onu satışa çıkardığını, yıllardır o eşekte gözü olduğunu Bilal Hoca'ya söyler. Hoca da pazarlığını yapar ve eşeği satın alır. Mehmet o anda dünyanın en mutlu insanı olur. Yıllardır istediği eşek artık onun olmuştur. Ancak küçük bir sorun daha vardır. O da eşeğin nallanması gerekmektedir. Mehmet Hoca'ya hocam bu benim amca oğlu eşeğin nalını da yenileyiversin der. Böylelikle Mehmet gönlündeki eşeğe kavuşur. İzine ayrıldığında eşeğiyle buluşup izin süresince yarım kalan işlerini halleder.

Ünlü bilge Osho nede güzel söylemiş:

Zamanla insan, kendisini hikayelerle teselli etmesinden başka bir şey olmadığını da öğreniyor.

Bu makale 1420 defa okunmuştur.

Perihan Dirican Perihan Dirican
Duvar
Ömür Tantekin Ömür Tantekin
Yüreği olan yargılar
Metin Aytürk Metin Aytürk
Salgın, Belirsizlik, Güvensizlik...
Efraim Pala Efraim Pala
Covit 19 ile mücadelenin bedeli
Mehmet Aktoprak Mehmet Aktoprak
Sadeleşmek
Tevhide Türken Tevhide Türken
Çocuklarımız
Metin Sezgin Metin Sezgin
Her birimiz Mustafa Kemal Atatürk olmalıyız (2)
Yaşar Kılıç Yaşar Kılıç
Kaptan zeytin alınırsa ne olur?
Kaan Tuğracı Kaan Tuğracı
Yavuz Bey oğluma..!
Yavuz Başar Yavuz Başar
Aferin Milli Takım'a
Emin Küçük Emin Küçük
Kağıt fatura düzenlemede kapsam daralıyor
Volkan Biçer Volkan Biçer
Canım kasko
WhatsApp İhbar Hattı WhatsApp İhbar Hattı
Temizlik Hattı derman olamadı!
Yavuz Gerçekçi Yavuz Gerçekçi
11. yıl mutluluğu

Tüm fotoğraflar

MUDANYA Gazetesi - 02/04/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 26/03/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 19/03/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 12/03/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 05/03/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 28/02/2020

MUDANYA Gazetesi -

HAVA DURUMU

Tüm videolar

Kılıçdaroğlu Mudanya'da temel attı

Kılıçdaroğlu Mudan

MUDANYA GÜZELLEMESİ - İki Elin Sesiyle Mudanya Şarkıları

MUDANYA GÜZELLEMES

BUDO'da bomba ihbarı asılsız çıktı

BUDO'da bomba

CHP’lilerden Büyükşehir’e sessiz protesto

CHP’lilerden Büyük

60 yıllık Mudanya İskelesi Büyükşehir'in oldu

60 yıllık Mudanya

Mudanyalı gazeteciler Bulgaristan'da

Mudanyalı gazeteci