MUDANYA Gazetesi | www.mudanyagazetesi.com
Kaan Tuğracı

Keşke benim anam da hayatta olsa...

11 Mayıs 2017, 13:02

Kaan Tuğracı


Çok kıymetli okurlarım, bu üsbu Mudanya'mla ilgili mühim aksi kaziyeler olsa da onları sonraki üsbulara tehir ederek Anneler günü dolayısıyla neşriyatıma yaşanmış bir aksi kaziyeyle  alakalı kalem çalmak istedim.

Günlerden bir gün orta yaşlı kadın, mahfelinin  içinde telaşlı bir haldeydi. Eşyaların yerini değiştiriyor, örtüleri düzeltiyor, arada bir mutfağa gidip pişmekte olan yemeğe bakıyor, tekrar salona dönüyordu. Sokaktan gelen her seste pencereye koşuyor, her işittiği kapı zilinde de, başkasının zili olduğunu anlayıp üzülüyordu. Başka vilayette iş bulan oğlu, hem uzak yerde olduğundan, hem de izin alamadığından 2 aydır gelememişti.  Orta yaşlı kadın, büyük bir özlemle oğlunun gelmesini ümit ediyor, kulağı zil sesinde, ayak sesinde telaşla bekliyordu.

Her anneler gününde, çocuğunun “Anneciğim, anneler günün kutlu olsun” diyerek boynuna sarılmasına öyle alışmıştı ki, sanki oğlu kapıdan giriverecek ve koşup boynuna sarılacaktı; sonra da, onun için hazırladığı tatlılardan yiyecekti. Oysa oğlu geleceğini söylememişti ki. Kadıncağız, boynu bükük düşündü; “-Ya gelmezse, ya izin alamadıysa”. İçini özlem dolu bir alazın yalayıp geçtiğini hissetti. Kadın, sabahtan hazırlığa başlamıştı. Telaşlı halini gören eşi, sual edip  durmuştu, "Bu telaşın niye?” diye. Ama cabetini bir türlü alamamıştı.

Sonunda da kadın: “Bu gün evde işim çok, sen git, gez biraz” diye ısrar ederek, eşini rica-minnet dışarı çıkarmıştı. “Ya, telaşımın nedenini anlarsa, ya saatlerce beklediğim halde oğlum gelmezse” diye düşünmüştü. “Gelmezse” düşüncesiyle bir daha o naif yüreği titremişti. Saatler geçip gidiyordu. Öğlen olmak üzereydi. “-Gelemiyorsan, bir telefon et bari, ‘anneciğim’ dimi mırıldanmaları içinde, sıkıntı artmaya başlamıştı. “Anneler gününü kutlamak için bir telefon bile etmeyecek mi acaba? Ben böyle bekliyorum ama o belki hatırlamadı bile. ‘Gözden ırak olan, gönülden de ırak olur’ sözü anneler için de geçerli olur mu hiç? Olamaz canım, bir telefon eder en azından. Hoş telefon yetmez, özledim yavrumu, kara gözlerini, yaramaz gülüşünü. Hıh. yaramaz, dediğimi duysa yine darılır, ‘Beni çocuk gibi sevme’ der. Sanki nasıl seveceksem..."

Yavrusunu düşündükçe, onunla konuştuğunu düşündükçe yüzü gülüyor, farkında olmadan bir anda neşeleniyordu. Sonra duvardaki saate gözü takılıyor, yeniden durgunlaşıyordu.

“Gelmeyecek, telefon bari etse...” diye düşündü istemeye istemeye. “Sesini bari duymuş olurum...”

Tam böyle düşünürken cep telefonunun sesiyle irkildi. Omuzlarında bir yorgunluk, bakışlarında bir burukluk telefona uzandı. Ekranına baktı, arayan oğluydu.

Sevinmeli miydi? Sevinci kursağında mı kalacaktı acaba, gelemeyeceğini söylemek için mi aramıştı? Telefonda kutlayıp geçecek miydi anneler gününü, sarılamayacak mıydı yavrusuna?

Açtı telefonu....

-Alo. .

-Alo, nasılsın anneciğim?

-Sağol yavrum, sen nasılsın?

-İyiyim anneciğim.

-Ne yapıyorsun, işler nasıl?

-Biraz zor oldu ama alıştım, hem bu vilayete hem de işe alıştım.

-Öyle mi yavrucuğum.

Söylemiyordu işte; ne telefonda kutluyordu, ne de gelemeyeceğini söylüyordu. Sonunda dayanamayıp sualde bulundu.

-İzin aldın mı yavrum?

- Evet anneciğim, izin aldım. Sen nereden bildin.

- Nereden mi, anneler günü için izin almadın mı?

- Ha, anneler günü doğru ya. Anneler günün kutlu olsun anneciğim.

- Sen yoksa bunun için izin almadın mı? Ah anneciğim... Çok sevdiğim, benim için çok önemli bir hanımı görmeye gideceğimi söyledim. Şefim de izin verdi. Şimdi onun yanına gidiyorum.

Orta yaşlı kadıncağız durakladı, sesine hakim olmaya çalıştı.

- Öyle mi, nasıl biriymiş bu hanım  Anneciğim, emin ol bana, senin daha önce yaptığın yemeklerden daha lezzetlisini, daha önce yaptığın tatlılardan daha tatlısını yapmıştır beni bekliyor şimdi.

Kadın yutkunarak, "Şey.. Tamam yavrucuğum. Umarım O da seni seviyordur.".

- Sevdiğine eminim anne, zaten bu ilk iznimi sırf onu görmek için aldım. Babam nerede anne?

- Dışarıdaydı yavrum. Hah.. Kapı çalıyor, sanırım baban geldi.

- Tamam anne selam söyle. Ben de mis gibi kokuların geldiği, dünyada en çok değer verdiğim bir dünya güzelinin kapısındayım.

- Tamam yavrum, söylerim. Sonra yine ara yavrum, Allah’a emanet ol.

Telefonu kapattı. Oysa ne kadar özlemişti oğlunu, ne kadar görmek istiyordu. Kapıya eli uzanırken, gözünden süzülen yaşlara engel olamıyordu. Kapıyı açtığında boynuna atılan oğlunun “Canım anneciğim, anneler günün kutlu olsun!” diye bağırması sanki bir rüya sahnesiymiş gibi geldi.

Oğlu: “Anneciğim, seni sevindirecek bir sürpriz yapayım dedim, lütfen ağlama” dese de, annesi sevinçten hıçkıra hıçkıra ağlıyordu.

 

Kıymetli okurlarım böyle hayırlı evlattan sonra aher bir evladın davranışından  kısa bir makale kalem çaldıktan sonra neşriyatıma son vermek istiyorum.

Genç delikanlı, katı yürekli, gaddar bir kızı sevmiş ve onunla dünya evine girmek  istemişti. Ancak kız, korkunç ve küstahça bir şart ileri sürerek; "Senin sevgini ölçmek istiyorum" dedi. Bunun için de köpeğime yedirmek üzere, bana annenin kalbini getireceksin. Delikanlı, tüyler ürperten bu teklif karşısında ne yapacağını şaşırmış ve uzun bir tereddütten sonra hislerine mağlup olup annesini öldürmeye karar vermişti. Annesi, belki de durumu fark ettiği için oğluna fazla direnmedi. Ve çocuk, annesini öldürerek kalbini bir mendile koydu. Delikanlı, küstah, gaddar kızın isteğini yerine getirmiş olmanın heyecanıyla yolda koşarken, ayağı bir taşa takıldı. Kendisi bir tarafa, mendil içindeki kalp bir tarafa fırladı. Canının acısından, ağzından ister istemez "Ah anacığım!" sözleri döküldüğünde annesinin tozlara bulanan ve halen soğumamış olan kalbinden bir ses yükseldi:

"Canım yavrum, bir yerin acıdı mı?..."

 

Evet çok kıymetli okurlarım, belki her birimiz anneyiz. Belkide neşriyatımda kalem çaldığım iki evlat türünden biriyiz. Belki de anne adayıyız. Ne olursak olalım. Ben buradan evli olan delikanlılara, yaşı ilerlemiş beylere seslenmek istiyorum. Hüviyetiniz ne olursa olsun, eğer hayatta bir anneniz varsa, siz onun için daha büyümemiş yavrususunuz. Bizlerin çocukluğunda onlar bizlerle nasıl ilgileniyorsa, bizler de onların yaşlılığında, onların ihtiyaçlarıyla, hastalıklarıyla ilgili aksi kaziyelerle de ilgilenmemiz lazım. Bu, bizim asli görevimiz. Yüce yaradanda bize indirdiği kitabında böyle emrediyor. Türlü çeşitli bahanelerle annelerimizin dertleriyle, sorunlarıyla, hasta olduklarında onları şifahaneye götürmek için zaman ayırmıyorsak, yuh olsun bizlere.

Şimdiki zamane delikanlılarının annelerine karşı davranışlarına anlam veremiyorum. Bir dünya evine giriyorlar; her şeyleri refikaları oluyor, ölüp bitiyorlar. Onların her isteklerini  yerine getirmek işin peşisıra yarışıyorlar. Mamafih kendilerini dünyaya getiren kutsal varlığa beş dakikalık zaman ayırmak için türlü bahaneler uyduruyorlar, annelerini öteliyorlar.

Keşke benim anamda hayatta olsa da her dakika yanı başında olsam. Onun dertleriyle, sıkıntılarıyla ilgilensem. Annesi hayatta olan delikanlılar, beyler, sizde Kaan amcanız gibi 'keşke' dememek için annelerinizin kıymetini hayattayken bilin. Hayatın ne getireceği belli olmaz. Daha nice refikalar bulup, yuva kurarsınız mamafih ne başka bir ana, ne de başka bir baba bulamazsınız. Hayatınızdaki önceliği kime vereceğinizi iş işten geçtikten sonra anlarsınız. Velhasıl kelam pişman olmamak için, hayattayken anne ve babalarınızın kıymetini bilin. Bu duygularla tüm eli öpülesi annelerin anneler günlerini kutluyor, kendilerine hayatta sağlık, sıhhat, mutluluklar diliyorum.

Kalın sağlıcakla, hayırlı üsbular.

Bu makale 1288 defa okunmuştur.

Perihan Dirican Perihan Dirican
Alengirli
Mehmet Aktoprak Mehmet Aktoprak
Muaviye ile Emevi siyaset dönemini yaşamak!
Ömür Tantekin Ömür Tantekin
Ehli zillet
Efraim Pala Efraim Pala
Mudanya'da Akşener rüzgârı
Yaşar Kılıç Yaşar Kılıç
Kaptan zeytin alınırsa ne olur?
Tevhide Türken Tevhide Türken
Tutkulu liderler -2
Metin Sezgin Metin Sezgin
Hak tecelli eyleyince
Kaan Tuğracı Kaan Tuğracı
Yavuz Bey oğluma..!
Yavuz Başar Yavuz Başar
Aferin Milli Takım'a
Emin Küçük Emin Küçük
Kağıt fatura düzenlemede kapsam daralıyor
Volkan Biçer Volkan Biçer
Canım kasko
WhatsApp İhbar Hattı WhatsApp İhbar Hattı
Temizlik Hattı derman olamadı!
Yavuz Gerçekçi Yavuz Gerçekçi
11. yıl mutluluğu

Tüm fotoğraflar

MUDANYA Gazetesi - 20/02/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 13/02/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 06/02/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 30/01/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 23/01/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 16/01/2020

MUDANYA Gazetesi -

HAVA DURUMU

Tüm videolar

Kılıçdaroğlu Mudanya'da temel attı

Kılıçdaroğlu Mudan

MUDANYA GÜZELLEMESİ - İki Elin Sesiyle Mudanya Şarkıları

MUDANYA GÜZELLEMES

BUDO'da bomba ihbarı asılsız çıktı

BUDO'da bomba

CHP’lilerden Büyükşehir’e sessiz protesto

CHP’lilerden Büyük

60 yıllık Mudanya İskelesi Büyükşehir'in oldu

60 yıllık Mudanya

Mudanyalı gazeteciler Bulgaristan'da

Mudanyalı gazeteci