MUDANYA Gazetesi | www.mudanyagazetesi.com
Tevhide Türken

Atatürk ve Halil Ağa – (1)

10 Ağustos 2017, 14:49

Tevhide Türken


Atatürk’e sahip olması Türk halkının başına konabilecek talihlerin en büyüğüdür. Atatürk’ün bugünün iletişim araçlarına sahip olamaması ise Türk halkının başına gelebilecek talihsizliklerin en büyüğüdür.

Türk halkının bugün çekmekte olduğu toplumsal sancılar onun bu talihsizliğinden kaynaklanmaktadır. Çünkü bu talihsizlik hemen her geçen gün yeni talihsizlikler üreterek günümüzde rahatsızlık verici bir sivrisinek yuvası bataklığına dönüşmüştür. Türk halkının tümü Atası’nın askerlik cesaretinden, komutanlık yeteneğinden, diplomatik zekâsından ve devlet adamlığı onurundan yararlanabilmiş; fakat önemli bir bölümü üzücüdür ki, O’nun bir düşünür yetkinliğinde açıkladığı görüşlerinden ve bir toplum bilimci bilimselliğiyle oluştuğu ilkelerinden yararlanabilme olanağı bulamamıştır. Çünkü bunları duyamamıştır bile. Oysa Türk halkı Atatürk’ün görüşlerini ve ilkelerini hem soylu yapısı gereği hak etmekte, hem de çağdaş dünyanın uygar yapısıyla bütünleşebilmesi zorunluluğu nedeniyle bu görüş ve ilkelere içtenlikle gereksinim duymaktaydı. Ne denli büyük bir talihsizliğimizdir ki Atatürk, vazgeçtik televizyon ağlarından sesini en yakın kente ulaşabilecek bir radyo istasyonuna bile sahip değildi. Kimi sadece birkaç yüz, kimi ise belki bin, belki iki bin adet basılabilen gazetelerin yurdun dört bir yanına ulaşabilmeleri ise düşlerinde ötesinde bir heves, belki de sadece bir niyetti.

Cephedeki bir asker inanmışlığı ve özverisiyle Atatürk’ün sesini tüm ulusa duyurmaya çalışan Yunus Nadiler, Halide Edip’ler, Falih Rıfkı’lar, Aydemir’ler, Karaosmanoğlu’lar ise seslerini belirli çevrelerin dışında yankı bulamadıklarını gördükçe çaresizliklerin pençesinde kıvranıyorlardı.

İşte bu iletişimsizlik ortamında Türk halkının önemli bir bölümü Atatürk’ü tanıması gerektiği biçimde ve düzeyde tanıyamamış, bu yoksunluğunun doğal sonucu olarak da Atatürk’ü anlayamamıştır. Bugünkü televizyonların, gazetelerin, dergilerin sadece bir tanesi bile kurtuluş ve kuruluş günlerimizde var olabilselerdi Türk ulusu eksiksiz tüm bireyleriyle Atatürk’ü ancak o zaman anlaması gerektiği düzeyde anlayabilecekti ve adına Atatürkiye diyebileceğimiz pırıl pırıl bir ülke ancak o zaman düşlerimizden gerçeğe dönebilecekti diyen ve bugün aramızda olmayan gazeteci yazar Mete Akyol’un Aziz Atamızın 60. Ölüm yılı nedeniyle 1998’de kaleme almış olduğu yukarıdaki satırları siz okurlarımla paylaşırken; yazıma Hanri Benazun’un İ. Bozdağ, R. Soyak, B.K. Çağlar ve K. Gülek’ten derlemiş olduğu bir anıyla devam etmek istiyorum.

Bir başına sokağa çıkamadıktan sonra bir ahbaba küçük bir kahvede ya da meyhanede oturup laf kaynatmadıktan sonra sinemaların kalabalığına karışmadıktan sonra tadımı olur yaşamanın? Cumhurbaşkanlığı süresince Atatürk, işte bunlara sahip olamamasının sıkıntısını çekmişti. 1936 yılında bir gün İstanbul’da Florya Köşkü’nde gençlik arkadaşı Nuri Conker’e ilginç bir öneride bulundu. “Gel, yardım et bana Nuri, kaçalım köşkten”. Onun bu içtenlikli isteğine karşı çıkmak büyük haksızlık olacaktı. “Tamam; sen planı hazırla, ben uygulamasını yaparım”.

Atatürk ve Nuri Conker birinin hazırladığı ötekinin uyguladığı plan sonunda Florya Köşkü’nün tüm nöbetçilerini atlattılar ve köşkten kaçtılar. Altlarında Nuri Conker’in bir arkadaşının arabası vardı. Eylül sonu akşamı sonbaharın tadını çıkararak çekmeceye doğru gidiyorlardı. Birden Atatürk’ün gözleri, akşam güneşi altında çift süren bir köylüye takıldı. Yaşlı bir adamdı bu. Sapanın sapına iyice yapışmış toprakları yavaş yavaş deviriyordu. Fakat çiftin bir yanında öküz bir yanında merkez vardı. Eşit güçlerle çekilmediği için sapan yalpa yapıyordu. Atatürk şoföre durmasını söyledi. İndiler. Köylüye seslendi. “Kolay gelsin ağa. İşler nasıl? Bu yıl mahsulden yüzünüz güldü mü?”..

Köylü isteksiz konuştu: “Tanrının gücüne gitmesin bey. Bu yıl yufgaydı mahsul. Kabahatın acığı bizde, acığı yukarıda.. Biz geç davrandık, yukarısı da rahmeti esirgedi. Bakıyorum sapanın bir yanında öküz, bir yanında merkep. Öküzün yok mu senin? Var olmasına vardı da Hıdırellez’de vergi memurları sattılar. Hiç vergi memurları köylünün üretim aracını satar mı? Olmaz böyle şey. Muhtara şikayet etseydin. Köylü güldü. Muhtar başında deel miydi memurun abey?”

Atatürk dudaklarını dişleri arasında ezerek konuştu… “Kaymakama gitseydin…”. Köylü iyice güldü. “Sen de benle gönül mü eyleyon beyim? Kaymakamın huberi olmadan bizim buralarda kuş bile uçmaz”.

 Atatürk konuşmayı sürdürdü: “E peki, İstanbul şuracıkta geleydin Vali’ye anlataydın derdini. Onun işi bu deyil mi?”

Köylü, Atatürk’ün saflığına inanmış, iyiden iyiye gülüyordu. Konuşmanın tadını çıkardığı için keyiflenmişti de.. Biraz kestirip attı. “Bırak şu sağırı. Allasen biz onu buralardan gelip geçtiğini çok gördük. Yakasına yapışsak acep, derdimizi duyurabilir miyiz?”

Atatürk sordu, “Adın ne senin”… “Halil. Köylük yerde sorsan ‘Halil Ağa’ derler”.

“Demek varlıklısın ağa dediklerine göre…”

“Acık çiftimiz, çubuğumuz varken adımız ağaya çıkmış…”

“Peki Halil Ağa, bu senin işin beni bayağı meraklandırdı. Benim bildiğime göre bir çiftçinin üretim aracı elinden alınmaz. Sen aldılar diyorsun. Hadi Kaymakam şöyle, Vali böyle diyelim. E peki bir başvekil İsmet Paşa var, bilir misin?”

“Bilmez olur muyum beyim”.

“Tamam öyleyse hemen her hafta Florya Köşkü’ne geliyor. Köşk de şuracıkta. Bir gün kapıda bekleseydin de derdini dökseydin O’na. Herhalde çaresini bulurdu...”

“Sen, benim konuşmamdan hoşlaştın, gönül eyliyon. Koskoca İsmet Paşamıza halimi nasıl anlatacağım. Hele o sağarın sağarı. Heç işitmez beni…”

-SÜRECEK-

Bu makale 1129 defa okunmuştur.

600 sayımızı e-gazete formatına okumak için tıklayın
Perihan Dirican Perihan Dirican
Beterin beteri var
Metin Aytürk Metin Aytürk
İşgal, Talan, Göz Yumma!...
Efraim Pala Efraim Pala
Şanlı Türk Milleti
Mehmet Aktoprak Mehmet Aktoprak
Zehir solumak istemiyoruz!
Tevhide Türken Tevhide Türken
Görmediğim şeye inanmam
Yavuz Gerçekçi Yavuz Gerçekçi
Başı H, sonu T!
Ömür Tantekin Ömür Tantekin
Fitneye susmak fitnedir
WhatsApp İhbar Hattı WhatsApp İhbar Hattı
Mudanya Müzeler Kenti olmalıdır
Metin Sezgin Metin Sezgin
Hoşgeldin Halaskarım! (3)
Yaşar Kılıç Yaşar Kılıç
Kaptan zeytin alınırsa ne olur?
Kaan Tuğracı Kaan Tuğracı
Yavuz Bey oğluma..!
Yavuz Başar Yavuz Başar
Aferin Milli Takım'a
Emin Küçük Emin Küçük
Kağıt fatura düzenlemede kapsam daralıyor
Volkan Biçer Volkan Biçer
Canım kasko

Tüm fotoğraflar

MUDANYA Gazetesi - 21/05/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 14/05/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 07/05/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 30/04/2020

MUDANYA Gazetesi -

İMSAKİYE 2020

İMSAKİYE 2020

MUDANYA Gazetesi - 23/04/2020

MUDANYA Gazetesi -

HAVA DURUMU

Tüm videolar

Kılıçdaroğlu Mudanya'da temel attı

Kılıçdaroğlu Mudan

MUDANYA GÜZELLEMESİ - İki Elin Sesiyle Mudanya Şarkıları

MUDANYA GÜZELLEMES

BUDO'da bomba ihbarı asılsız çıktı

BUDO'da bomba

CHP’lilerden Büyükşehir’e sessiz protesto

CHP’lilerden Büyük

60 yıllık Mudanya İskelesi Büyükşehir'in oldu

60 yıllık Mudanya

Mudanyalı gazeteciler Bulgaristan'da

Mudanyalı gazeteci