MUDANYA Gazetesi | www.mudanyagazetesi.com
Tevhide Türken

Bu vatan için kan dökmüşüm

18 Eylül 2017, 15:08

Tevhide Türken


Atatürk'ü etkileyen yurtsever Ermenilerden biri de Agop Martayan'dır. Robert Koleji New York Bilim Ödülü alarak bitirdiği hafta askere alınmış, yedek subay olarak önce Diyarbakır'a, sonra da Kafkas Cephesi'ne gönderilmişti. Büyük kahramanlıklar gösterdiği cephede yaralanır ve madalyayla ödüllendirilir. Daha sonra da azınlık subaylarına yönelik önlemler çerçevesinde Güney Cephesi'ne gönderilir. Halep'e asker gözetiminde varan Agop, otele giderken yolda tutsak İngiliz askerleriyle karşılaşır. Hintli bir albay, Agop'a salçalı yemekleri yiyemediklerini, kendilerine kuru gıdalar verilmesini söyler ve ondan bu isteğini Türkçeye çevirmesini ister. Agop, tutsak Hintli albayın bu isteğini yerine getirdikten sonra, gittiği otelde gece yarısı casusluk yaptığı suçlamasıyla gözaltına alınır. Komutana hesap vermek üzere iki asker gözetiminde Şam'daki birliğine gönderilir. Şam'da huzuruna çıkarıldığı komutan ise Mustafa Kemal'dir. Mustafa Kemal, Agop'la ilgili raporu okuduktan sonra biraz hayranlıkla, biraz da merakla Agop'a sordu: "Nasıl oldu da kaçmadın? Kolaylıkla kaçabilirdin..."

Agop, Kafkas Cephesi'nde aldığı madalyasını işaret edip, "Bu vatan için kan dökmüşüm. Bu madalya sahte değildir" der. "Kafkas Cephesi'nden kaçmayan, herhalde Şam sokaklarında kaçacak değildir. Emir buyurun süngüyü çıkarsınlar.."

Askere, "süngüyü çıkar" buyruğunu veren Mustafa Kemal, genç subaya bir öğüt verdi. "Halep'te seni tutuklayan komutanı kötülüyorsun ama o haklıydı. Seni de anlıyorum. Gençsin, yedek subaysın, daha Askeri Kanununu okumamışsın, bilmiyorsun. Şunu bilmelisin ki, tutsaklarla temas etmek yasaktır". Mustafa Kemal, Agop'un yanında taşıdığı kitabı görür ve ilgilenir. Nedeniyse Latin harfleriyle yazılı Türkçe'yi ilk kez bu kitapta görüyordu. Agop'a tabancasının belgesini verdi ve "Şam'ı biliyor musun?" diye sordu. Agop, "Şam'ı çok iyi bilirim" deyince, Mustafa Kemal, O'na bu kez de özel bir izin belgesi verdi. "O halde git şehri biraz gez, ondan sonra gel" dedi. Agop'un belgesi elindeydi. İstese bu belgeyle firar edebilirdi. Tam kapıdan çıkarken Mustafa Kemal, O'nu geri çağırıp, "Gel bakalım. Senin üstün başın perişan. Bu giysilerle Şam'ı gezmek olmaz..." Cebinden kartını çıkardı, bir not yazdı ve kartı tekrar Agop'a uzatarak gerekli yere vermesini söyledi. Kartta şu yazılıydı: "Bu mülazım efendiyi giydiriniz ve tabldotunuza dahil ediniz".

Aradan yıllar geçer, Sofya Üniversitesi'nde çalışan Agop adlı bir bilim adamının İstanbul'da yayımlanan Ermenice Arevelk gazetesinde Türk yazıtlarının 1200 yıl dönümü başlıklı bir yazı dizisi yayınlanır. Bu yazı dizisi, dil devrimi hazırlıkları içinde olan Mustafa Kemal'in dikkatini çeker ve yazıları okudukça yazarının kendisine hiçte yabancı gelmez. Yıllar önce Şam'da casus diye karşısına getirilen Ermeni yedek subayı anımsar ve yazarın fotoğrafını görmek ister. Bir şekilde fotoğraf bulunur ve Mustafa Kemal'e sunulur. "Bu fotoğraftaki kişi Agop'un taa kendisi der" ve O'nun adının da, Dil Kurultayı'na katılacak bilim adamları listesine yazılmasını ister. Mustafa Kemal'in çağrısı üzerine Sofya'dan gelen Agop ve eşi, İstanbul'da çiçeklerle karşılanır ve Dolmabahçe Sarayı'na götürülür. Mustafa Kemal yıllar sonra Agop'a hak ettiği konumunu sağlar. Onun danışmanı, sözcüsü ve yapıtlarını düzenleyen biri oldu. Dil konusunda yoğun tartışmaların yapıldığı anlarda yanı başlarında duran karatahtanın önünde açıklamaları hep Agop yaptı. Bu nedenledir ki, Soyadı Devrimimizle birlikte Atatürk, O'na, 'dil konularını açıklar' anlamına gelen 'Dilaçar' soyadını verdi.

Ölüm döşeğindeyken Atatürk'ün görmek istediği kişilerin başında Agop Dilaçar geliyordu. Yüce Atamız hasta yatağında ona bir vasiyette bulunur. "Arkadaşlara söyle, dil çalışmalarını sakın gevşetmesinler".

1895-1979 arasında yaşamış olan Agop Dilaçar, tüm yaşamı süresince Yüce Atatürk'ümüzün bu vasiyetini yerine getirmek için çalışarak değerlendirmiştir. Ruhu şad, toprağı bol olsun.

Yazımı, dünyaca ünlü Sümerelog Sayın Muazzez İlmiye Çığ'ın sözleriyle bitirmek istiyorum. "Eskiden yaptığım konuşmalarda Sümerlerden söz etmemi isterlerdi. Şimdiyse karşı devrimin ayak sesleri yaklaştıkta, Atatürk ve Türk Devrimleri hakkında konuşturuyorlar beni..."

Ben de siz sevgili okurlarımın 30 Ağustos Zafer Bayramını ve Kurban Bayramını kutlar, aziz ülkemize esenlikler dilerim.

Bu makale 1007 defa okunmuştur.

Metin Aytürk Metin Aytürk
Virüs mü? Bakteri mi? Mikrop mu?
Efraim Pala Efraim Pala
Koronavirüs ile temizliği hatırladık
Ömür Tantekin Ömür Tantekin
Hayatın hakikati
Mehmet Aktoprak Mehmet Aktoprak
CHP nerededir?
Perihan Dirican Perihan Dirican
Sabret Amca
Tevhide Türken Tevhide Türken
Bir Türk Generali -2-
Metin Sezgin Metin Sezgin
Her birimiz Mustafa Kemal Atatürk olmalıyız (2)
Yaşar Kılıç Yaşar Kılıç
Kaptan zeytin alınırsa ne olur?
Kaan Tuğracı Kaan Tuğracı
Yavuz Bey oğluma..!
Yavuz Başar Yavuz Başar
Aferin Milli Takım'a
Emin Küçük Emin Küçük
Kağıt fatura düzenlemede kapsam daralıyor
Volkan Biçer Volkan Biçer
Canım kasko
WhatsApp İhbar Hattı WhatsApp İhbar Hattı
Temizlik Hattı derman olamadı!
Yavuz Gerçekçi Yavuz Gerçekçi
11. yıl mutluluğu

Tüm fotoğraflar

MUDANYA Gazetesi - 26/03/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 19/03/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 12/03/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 05/03/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 28/02/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 20/02/2020

MUDANYA Gazetesi -

HAVA DURUMU

Tüm videolar

Kılıçdaroğlu Mudanya'da temel attı

Kılıçdaroğlu Mudan

MUDANYA GÜZELLEMESİ - İki Elin Sesiyle Mudanya Şarkıları

MUDANYA GÜZELLEMES

BUDO'da bomba ihbarı asılsız çıktı

BUDO'da bomba

CHP’lilerden Büyükşehir’e sessiz protesto

CHP’lilerden Büyük

60 yıllık Mudanya İskelesi Büyükşehir'in oldu

60 yıllık Mudanya

Mudanyalı gazeteciler Bulgaristan'da

Mudanyalı gazeteci