MUDANYA Gazetesi | www.mudanyagazetesi.com
Tevhide Türken

Kalemleriyle birlikte

18 Ocak 2018, 22:16

Tevhide Türken


10 Ocak Çalışan Gazeteciler günü nedeniyle basın meslek kuruluşlarının yayınladıkları bildirileri okurken, günümüzde acaba ne kadar basın özgürlüğü var diye sormadan edemiyorum.

Aydın ve çağdaş görüşleri nedeniyle kendilerinin tek silahı olan kalemleriyle birlikte Anayasal hak ve özgürlükleri de ellerinden alınan onlarca gazeteci-yazar, çizer ve yürekli fikir adamımız yurdumuzun çeşitli hapishanelerinde esaret çekmekleri gerçekten çok acı bir gerçek.

Ben, Cumhuriyetimizin ikinci kuşağından olup Cumhuriyet ilke ve inkılaplarına da yürekten bağlıyım. O nedenle bu yaşa gelene dek sevgili ülkemizin siyaset arenasında yaşanan olumlu, olumsuz onlarca siyasi olaya da tanık olmuş biri olarak (geçmişte olduğu gibi günümüzdekilere de) hangi birini yazayım? En iyisi kitaplığımdan bir kitap alıp, okumak...

El yordamıyla aldığım kitabın içeriğine bakmadan herhangi bir sayfasından okumaya başladım...

 

Adam, elini çenesine koymuş, kara kara düşünüyor. Haline acıyor ya da merak ediyorsunuz yaklaşıp kendisine soruyorsunuz. Ne düşünüyorsunuz?

Başını kaldırıp size bakıyor çok sıradan bir şey söylemişçesine yanıt veriyor. "Şu köşede dükkanı olan adam var ya, onu öldürmeyi düşünüyorum.". Şaşırıyorsunuz! Ama o çok ciddi kararlı "Evet" diyor. "Onu öldürmeyi düşünüyorum".

Bir an tereddüt ediyorsunuz. Sonra hızlı adımlarla uzaklaşıyorsunuz. Birden önünüze karakol çıkıyor, sıradan yaşantınızın en büyük ikilemi de önünüze dikiliyor. Karakola haber versem mi? Peki ama adama ne söyleyecekler. "Hemşerim sen birini öldürmeyi düşünüyormuşsun. Gel bakalım bizimle...". Sonra, ortada ölen kalan yok ki? Belki polisler de aynı şeyi tekrarlayacak. Ama yine de adamı salıverecekler. Ne yapsınlar ömür boyu tutacak halleri yok ya..

İkilem çözülüyor. Uzaklaşırken pat, pat, pat geriye bakmaya korkuyorsunuz. Ama biliyorsunuz Profesör Mehmet Aydın düşünceleri dışa vurmanın eylemden farkı olmadığını söylüyor. Çünkü her düşünce bir etki yaratıyor. Bu ille de düşünmenin suç olduğu anlamına gelmez. Ama bazı düşünceler üzerinde düşünülmelidir diyor. Doğru mu?

Çağın sorusu değil bu ama Türkiye'nin sorusu. Öyleyse tartışılacak. Türkiye, tuhaf bir ülke. Ortadoğu'nun göbeğinde on yılda bir askeri darbeleri yaşayarak gelmiş. Anayasası halen askeri ama özgürlükleri sonsuz. Herkes her şeyi söylüyor. Gerçekten söylüyor. Herkes her şeyi yapıyor. Gerçekten yapıyor. Lenin'in resimlerini açıp Gorbaçov'a çürük yumurta atmak serbest. Ruhsatsız silahlarla havaya ateş açıp, gazetecilere poz vermek serbest. Göstericilere ateş açmak serbest. Her dönemde Cumhurbaşkanlarına hakaret etmek serbest. Futbolda, basketbolda, sporun akçalı dallarında adam satın almak, şike yapmak serbest. Rüşvetin belgelisi belgesizi peze...si, peze...sizi serbest. Liselerde kama taşımak ve uyuşturucu trafiği serbest. Trafikte istediğiniz gibi, istediğiniz hızla, istediğiniz şeritte gitmek serbest. Eşcinsellik serbest. Parti kurmak, gazete kurmak, televizyon kurmak, radyo kurmak serbest. Komünizm propagandası hatta Kürtçülük propagandası serbest. Fiilinizin faili meçhul kalacaksa cinayet işlemek de serbest değil mi?

Yukarıda baştan beri sayılanlardan dolayı cezaevlerinde yatanlara ne mi demeli? Ya yatmayanlara...

Bu yazı Yeni Yüzyıl'ın bugünkü nüshasında genel eğilimlere ters düşmeyi kafasına koymuş biri tarafından, müvekkili şeytan adına ücreti vekaletsiz kaleme alınmış bir fikir müsveddesidir. Bugün Pazar. Vurun kırlara kendinizi. Kırlara baharla gelen hürriyetin tadını çıkarın.

Evet, bugün Pazar. Bu iki kelimeyle başlayan şiiri kaleme alan büyük şair sonunda belki de edebiyat tarihinin en görkemli hürriyet tarifini yapmıştı. Toprak, güneş ve ben bahtiyarım. Şair, hürriyeti ciğerlerinde yaşarken 10 metrekarelik bir cezaevi avlusunda voltalıyordu. Sizin ülkenizin ya da sizin yüreğinizin avlusu kaç metrekare efendim? Hürriyet bahtiyarlığı tamam da, bahtiyarlık hürriyet hangi avluda acep?

 

TRT'nin ünlü spikeri ve Siyaset Meydanı gibi nice ünlü programların sunucusu Sayın Ali Kırca'nın 1995'te yayınlanan "Şimdi iyi haberler veriyoruz" kitabını 23 yıl sonra ikinci kez tekrar okuyup bitirdiğimde, gece bitmiş şafak sökmek üzereydi.

Bu makale 1083 defa okunmuştur.

Mehmet Aktoprak Mehmet Aktoprak
Güçlü Sosyal Demokrat Parti kurulmalı..!
Ömür Tantekin Ömür Tantekin
Vah emeklim vah!
Tevhide Türken Tevhide Türken
Dostluk
Perihan Dirican Perihan Dirican
Alengirli
Efraim Pala Efraim Pala
Mudanya'da Akşener rüzgârı
Yaşar Kılıç Yaşar Kılıç
Kaptan zeytin alınırsa ne olur?
Metin Sezgin Metin Sezgin
Hak tecelli eyleyince
Kaan Tuğracı Kaan Tuğracı
Yavuz Bey oğluma..!
Yavuz Başar Yavuz Başar
Aferin Milli Takım'a
Emin Küçük Emin Küçük
Kağıt fatura düzenlemede kapsam daralıyor
Volkan Biçer Volkan Biçer
Canım kasko
WhatsApp İhbar Hattı WhatsApp İhbar Hattı
Temizlik Hattı derman olamadı!
Yavuz Gerçekçi Yavuz Gerçekçi
11. yıl mutluluğu

Tüm fotoğraflar

MUDANYA Gazetesi - 28/02/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 20/02/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 13/02/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 06/02/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 30/01/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 23/01/2020

MUDANYA Gazetesi -

HAVA DURUMU

Tüm videolar

Kılıçdaroğlu Mudanya'da temel attı

Kılıçdaroğlu Mudan

MUDANYA GÜZELLEMESİ - İki Elin Sesiyle Mudanya Şarkıları

MUDANYA GÜZELLEMES

BUDO'da bomba ihbarı asılsız çıktı

BUDO'da bomba

CHP’lilerden Büyükşehir’e sessiz protesto

CHP’lilerden Büyük

60 yıllık Mudanya İskelesi Büyükşehir'in oldu

60 yıllık Mudanya

Mudanyalı gazeteciler Bulgaristan'da

Mudanyalı gazeteci