MUDANYA Gazetesi | www.mudanyagazetesi.com
Efraim Pala

Enflasyon ile yaşamak kaderimiz mi?

14 Şubat 2019, 00:35

Efraim Pala


Enflasyon hiçbir vatandaşın istemediği bir ekonomik olaydır. Çünkü cebimizdeki paranın alım gücü azalır ve imkânları sınırlı olan vatandaşın üretici ile buluşması zorlaşır. Enflasyon genellikle nüfus oranı fazla ve yeterli milli kaynakları olmayan ülkelerde sık sık gözlemlenir.

Üretim girdi fiyatlarındaki artış hızının fazla olması, maliyetleri artıran bir unsurdur. Üretim maliyeti arttıkça, paralel olarak üretilen mal ve hizmetin de fiyatı artar. Fiyatları artan ürüne, vatandaşın talebi az olur. Çarşı ve pazarda durgunluk oluşur ve bu durgunluk beraberinde maliyet enflasyonunu getirir. Yüksek faiz oranları da, enflasyon ile paralel artarak paranın piyasadan çekilmesine neden olur.

Bir ülke de ithalatın ihracattan fazla olması dış ticaret açığına neden olur. İthalata çok fazla para yatırılması, bütçe açığı ile dış ticaret açığı yaratması da enflasyon artışı nedenleridir. Bu durumda piyasalarda para ihtiyacı oluşmasına neden olur. Merkez Bankası da piyasadaki bu daralmayı karşılıksız para basarak açığı kapatmaya çalışır. Tabii bu durumda paranın değeri düşer ve cebimizdeki parayla daha az mal ve hizmet alımı yapılır. Böylelikle yine enflasyon oluşur.

Kıymetli Mudanyalılar, Hazine ve Maliye Bakanlığı'nca, 2019 yılında 164,6 milyar lirası iç borç, 60,2 milyar lirası da dış borç olmak üzere toplam 224,8 milyar lira tutarında borç ödemesinin yapılması gerektiğini biliyoruz. Üretmeyi unutan toplumumuzun bu meblağı nasıl ödeyeceği açıkça bizleri endişelendiriyor.

Ekonomimiz geçtiğimiz yıl, 2018'in ilk çeyreğinde yüzde 7.3, ikinci çeyreğinde yüzde 5.3 ve üçüncü çeyreğinde ekonominin büyüme ivmesi yavaşlayıp yüzde 1.6 olmuştu. Son çeyrekte ise büyümenin düşük çıkması bizleri şaşırtmayacaktır.

Yani bizler 2018 yılının 3. çeyreğinden itibaren öncelikle döviz artışının tetiklemiş olduğu mal ve hizmetlerin artmasına maruz kaldık. Halkımız, Türk Lirası'nın değerinin ortalama yüzde 40 seviyesinde düşerek itibarsızlaşması sonucunda, geçim mücadelesi vermektedir. Sizce neden bu kadar hassas bir ekonomik yapıya sahibiz? diye sorsam herkes farklı bir neden söyleyebilir. Bence her söylenen de bir nedendir. Ama bazı gerçekleri açığa vurmak gerekiyor.

Tüketim mallarındaki fiyat artışları marketlerin suçu değildir. Sebze ve meyve fiyatlarının artışın tek sorumlusu aracılar(Kabzımallar) değildir. Çiftçinin, işçinin suçu hiç değildir. Fabrikalardaki üretilen malların fiyatının artması sanayici ve iş adamlarının suçu değildir. Ülkeyi bu zamana kadar yanlış yönetenlerin beceriksizliğidir. Üretmekten daha fazla tüketmeyi düşünürsen kendi kendine bile yetmezsin. Devletin elindeki ekonominin can damarı olan ürünlerin üretildiği fabrikaları yok fiyatına satıp, ülke dışından ithalat yolu ile ihtiyacını karşılamak, bindiğimiz dalı kesmekten farklı bir davranış değildir. Öncelikle halkın ihtiyaçlarının bel kemiği olan tarım ve hayvancılık ürünlerindeki girdi maliyetlerinin düşürülmesi gerekiyorken, aba altından sopa gösterip ithalat yolu ile bu üreticilerimize darbe indirilmesi ne hiç anlam veremiyorum. Kendi çiftçisinin buğdayını 95 kuruştan fazla değer vermeyen yönetenlerimiz, Rusya’dan 1,20 TL ye buğday alması çiftçimize verilen cezalara bir örnektir. Ya da kırmızı et ürünlerini düşürmek isteyen yönetenlerimizin büyük baş hayvan ithal etmesi üreticiyi cezalandırma yollarının diğer bir çeşididir.

Tarım ve hayvancılıktan gelir elde etmeye çalışan vatandaş, ekonomik olarak kazanç sağlayamadığı için köyünden, memleketinden büyük şehirlere göç etmektedir. Böylelikle Anadolu’da binlerce hektar tarım yapılabilir toprak boş bırakılmaktadır. Üretimdeki bu açığın yurt dışından karşılanarak ithal edilmesi gerçekleri görmemektir. Tarım ve hayvancılığı kurtarmak, vatandaşa iş imkânı vermek, refah seviyesini arttırmak için girdi maliyetlerini (tohum, gübre, ilaç, mazot ve elektrik) düşürmeliyiz. Üretmez isek halkın refah seviyesini arttıramayız. Üretmezsek; enflasyonu düşürmek, hayat pahalılığın önüne geçmek mümkün değildir. Üretmezsek; eğitim seviyemizi, kültürümüzü geliştiremeyiz. Üretmezsek; gençlerimizi hayata hazırlayamayız. Üretmezsek; geleceğimizi göremeyiz.

Artık aklımızı başımıza alıp, vatandaşa balık vermekten ziyade balık tutmanın yollarını öğretme zamanı gelmedi mi?

Bu makale 591 defa okunmuştur.

Ömür Tantekin Ömür Tantekin
Mesele insan olmaktır
Mehmet Aktoprak Mehmet Aktoprak
Ak Parti'nin siyasi hikâyesi..
Yaşar Kılıç Yaşar Kılıç
Kaptan zeytin alınırsa ne olur?
Efraim Pala Efraim Pala
Sevgililer Günü'nün önemi
Tevhide Türken Tevhide Türken
Tutkulu liderler -2
Perihan Dirican Perihan Dirican
Babalar ve kızları
Metin Sezgin Metin Sezgin
Hak tecelli eyleyince
Kaan Tuğracı Kaan Tuğracı
Yavuz Bey oğluma..!
Yavuz Başar Yavuz Başar
Aferin Milli Takım'a
Emin Küçük Emin Küçük
Kağıt fatura düzenlemede kapsam daralıyor
Volkan Biçer Volkan Biçer
Canım kasko
WhatsApp İhbar Hattı WhatsApp İhbar Hattı
Temizlik Hattı derman olamadı!
Yavuz Gerçekçi Yavuz Gerçekçi
11. yıl mutluluğu

Tüm fotoğraflar

MUDANYA Gazetesi - 13/02/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 06/02/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 30/01/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 23/01/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 16/01/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 09/01/2020

MUDANYA Gazetesi -

HAVA DURUMU

Tüm videolar

Kılıçdaroğlu Mudanya'da temel attı

Kılıçdaroğlu Mudan

MUDANYA GÜZELLEMESİ - İki Elin Sesiyle Mudanya Şarkıları

MUDANYA GÜZELLEMES

BUDO'da bomba ihbarı asılsız çıktı

BUDO'da bomba

CHP’lilerden Büyükşehir’e sessiz protesto

CHP’lilerden Büyük

60 yıllık Mudanya İskelesi Büyükşehir'in oldu

60 yıllık Mudanya

Mudanyalı gazeteciler Bulgaristan'da

Mudanyalı gazeteci