MUDANYA Gazetesi | www.mudanyagazetesi.com
Tevhide Türken

Ne hâl biz böyle olduk?

25 Temmuz 2019, 17:44

Tevhide Türken


İstanbul'un kuruluş efsanelerine değinen yazar Refik Durbaş'ın "Efsaneler Kenti İstanbul" kitabındaki bir efsaneye göre, Roma döneminde kent kurulurken bir yılan yuvasından çıkar ve onu gören bir kartal havalanır. Yılan ve kartal uzun bir savaşın sonrasında yere düşer. Yılan öldürülür, kartal kurtulur. Müneccimlerse şu kehanette bulunur. Bu kent, yeryüzündeki tüm kentlerden daha çok üne kavuşacaktır.

Evet, mitolojiden bu yana akıp giden zaman içinde en çok değişikliğe uğramış Avrupa kentleri arasında hiç şüphe yok ki, İstanbul başı çekmiş, çarpık yapılaşma açısından da en önde gelmektedir.

1950 seçimleriyle iktidara gelen DP'nin Menderes Hükümeti, ivedilikle kalkınma ve modernleşme ilanıyla işe başlamış ancak bir takım yanlış kararlar ve şahsi çıkarlar uğruna alınan bazı olumsuz kararlar sonucu kadim İstanbul'umuzu bilinçsizce geri dönüşümü olmayan pek çok tarihi eserin yanı sıra sahil yolu çalışmaları sırasındaysa 5 bin yıllık Bizans surlarının büyük bir kısmı da yok olup gitti. Ve yine o yıllarda başlayan çarpık yapılaşma yıl ve yıl artarak devam ediyor. Özellikle seçim arifelerin, bayram tatillerinin boşluklarından yararlanarak sinsice pusuda avını gözleyen yaratıklar misali saldırıya geçen bir kısım kendini iş bilir sanan vicdandan yoksunlarınca kesilen asırlık ağaçlarımız, geride bıraktığı boşlukları dolduran bir takım ilaveleri, yeni yeni çıkıntıları, çatı katlarını görmek için artık dürbüne de gerek yok! Boğazın her iki yakasını süsleyen fıstık çamları, çınarlar, manolyalar ve hani nerede o güzelim erguvanlar?

Elbette bugün de varlar ama 75 yıl öncesindekiler hani nerede? Boğaziçi'nin neredeyse tüm yalı ve yamaçlarını süsleyen pembe, mor, çıldırasıya açan göz yumularak dünyada eşi benzeri olmayan İstanbul'un doğasına olduğu gibi, manevi varlıklarına da ihanet edenler bunun vebalini hiç mi düşünmezler?

Toplum içinde bir arada yaşama kültüründen yoksun bazı okuma-yazma bilmeyen Osmanlı paşalarımız gibi yapmacık aydın geçinenler, sonradan görme bir kısım zenginlerimizin istilasına uğrayan bir Boğaziçi turunun ardından bu kez de Karaköy'den Taksim'e çıkmak amacıyla Şişhane yokuşunu tırmanıyorum.

Hava sıcak mı sıcak.. Sol yanımda seyrine doyum olmayan Haliç'in mavi suları, sağ tarafımda Tepebaşı ve TRT binası karşımda. Bundan yıllar önce mimar ve şehir planlamacıların onca karşı çıkmalarına karşın Tepebaşı'nda bulunan bazı güzelim tarihi binaları yıktılar. Sonra da tüm cephesi camdan imal, estetik yoksunu bu kazulet binayı diktiler! İşte bu cam yığınına vuran güneşin ısısı daha da artarak sanki bir alev topu gibi çevreyi kavuruyor. Taksim'e ulaştığımda ise belleğimde kalan 1940-1950 yıllarının yeşilliklerle bezeli, geniş Gezi Parkı'nı İstiklal Caddesi'nin şık ve zarif masalsı güzelliğini boş yere aradım. Aradan geçen zaman zarfında eni konu hırpalanmış bir Beyoğlu Tünel'e doğru yürümek istesem de ne mümkün! Gelen çarpıyor, giden çarpıyor! Adım başı karma sokak müzisyenleri, Hintli gençlerin yılanlı gösterileri... Hani nerde o eski şık ve zarif İstanbul hanımefendileri, kibar beyefendileri?

Bu sözüm, salt bu caddedeki yoğunluklar için değil!

Düşünüyorum da bizler, ne ara güzel sözcükleri hiçleyen, bastığı yeri görmeyen, söyleneni duymayan, duyduğunu anlamayan kervanına katıldık!

Bu hengameleri aşarak tekrar Taksim'e döndüm ve hanidir görüşemediğimiz çiçekçim Yaz Gülü'ne uğradım. 1998'de annesinin vefatının ardından işin başına geçen kızı Gülbeyaz, sattığı renk renk çiçekler misali üstünde de pembe gül, mor sümbül desenli basma bir entari, başında kenarları renk renk, pul ve boncuk oyalı, kalbi gibi temiz, beyaz bir yemeni ve kulağının ardına yerleştirdiği kırmızı bir karanfil.. Kısaca ecdadının gelenek ve göreneklerine sadık, güler yüzlü, tatlı sözlü bu dostumla hanidir görüşememiştik. Özlemle kucaklaşıp, hasret giderdik.

Bu arada çekik gözlü, güler yüzlü Japon turistlere çiçek sattık. 5 liralık minik bir çiçek buketi için derin pazarlık yapan Arap turistlere de rastladık. Dönüş yolunda düşündüm de, "Galiba çocukluğumdan bu yana özünü değiştirmeyen salt bu sevimli dostlarımız kalmış" dedim.

Bilmem yanılıyor muyum?

Bu makale 444 defa okunmuştur.

Perihan Dirican Perihan Dirican
Duvar
Ömür Tantekin Ömür Tantekin
Yüreği olan yargılar
Metin Aytürk Metin Aytürk
Salgın, Belirsizlik, Güvensizlik...
Efraim Pala Efraim Pala
Covit 19 ile mücadelenin bedeli
Mehmet Aktoprak Mehmet Aktoprak
Sadeleşmek
Tevhide Türken Tevhide Türken
Çocuklarımız
Metin Sezgin Metin Sezgin
Her birimiz Mustafa Kemal Atatürk olmalıyız (2)
Yaşar Kılıç Yaşar Kılıç
Kaptan zeytin alınırsa ne olur?
Kaan Tuğracı Kaan Tuğracı
Yavuz Bey oğluma..!
Yavuz Başar Yavuz Başar
Aferin Milli Takım'a
Emin Küçük Emin Küçük
Kağıt fatura düzenlemede kapsam daralıyor
Volkan Biçer Volkan Biçer
Canım kasko
WhatsApp İhbar Hattı WhatsApp İhbar Hattı
Temizlik Hattı derman olamadı!
Yavuz Gerçekçi Yavuz Gerçekçi
11. yıl mutluluğu

Tüm fotoğraflar

MUDANYA Gazetesi - 02/04/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 26/03/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 19/03/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 12/03/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 05/03/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 28/02/2020

MUDANYA Gazetesi -

HAVA DURUMU

Tüm videolar

Kılıçdaroğlu Mudanya'da temel attı

Kılıçdaroğlu Mudan

MUDANYA GÜZELLEMESİ - İki Elin Sesiyle Mudanya Şarkıları

MUDANYA GÜZELLEMES

BUDO'da bomba ihbarı asılsız çıktı

BUDO'da bomba

CHP’lilerden Büyükşehir’e sessiz protesto

CHP’lilerden Büyük

60 yıllık Mudanya İskelesi Büyükşehir'in oldu

60 yıllık Mudanya

Mudanyalı gazeteciler Bulgaristan'da

Mudanyalı gazeteci